Kapitalist bir yayınevi olan Yapı Kredi Yayınları’nın Nâzım Hikmet’in eserlerinden para kazanma hırsının sınırı yok. Etinden, sütünden, yününden ve paraya dönüştürülebilecek her şeyinden yararlanmayı sürdürüyor Nâzım Hikmet’in.

Nitekim Ocak 2018’de Yapı Kredi Yayınları’nın 5000’nci kitabı olarak; “Nâzım’ın Cep Defterlerinde Kavga, Aşk ve Şiir Notları (1937-1942) “ yayımlandı.

Bu yayına “Piraye Koleksiyonu” denildiğine göre; daha devamı gelecek gibi görünüyor. Piraye Hanım’ın ünlü sandığından bakalım daha neler çıkacak; ve bu yayınevi bizlere daha neler basıp sunacak… “Piraye Koleksiyonu Çalışma Grubu” kurmuşlar bir de. Grup şu kişilerden oluşuyor: Erden Akbulut. Yeşim Bilge, Handan Durgut ve Mehmet Ulusel.

Benim yapacağım eleştiriyi artık gruptan kim üstlenir bilemem.

Daha Birinci Defter’deki notları açıklamaya kalkan Grup Üyeleri, gazete haberinden okudukları “Cenap Şahabettin” ismi üzerindeki açıklamalarıyla her şeyi altüst ediyorlar…

CENAP ŞAHABETTİN HAKKINDA…

Şu an için, o günkü tarihli gazeteyi önünüze alıp okuyamayacağınıza göre, bir kitaba alıntılanmış haberi okuyun:

Komünistlik Tahrikâtı (Ajitasyonu) Yapanlar Tevkif Edildi

13 maznun dün adliyeye sevk edildi ve Sulh Hakimi tarafından isticvaptan sonra tevkifhaneye gönderildi.

Komünistlik tahrikâtı yaptıklarından dolayı nezaret altına alındıklarını yazdığımız Nâzım Hikmet, Dr. Hikmet, Bastoncu Fevzi, Hasan Basri, Süleyman Zeki, Mustafa Refik, Bekir Ali, Cenap Şahabettin, (Biz bold yaptık), İhsan, Kemal, Şükrü, Süleyman Kadri ismindeki maznunlar, dün polis tarafından adliyeye verilmişlerdir. Maznunlar Sultanahmet Sulh Ceza Hâkimliği tarafından sorguya çekildikten sonra tevkif edilmişlerdir…” (Cumhuriyet, 1 Ocak 1937)

Haber biraz daha uzundu, ama biz şimdilik bu kadarını alıntıladık.

Konu “komünist ajitasyon” olup, gözaltına alınıp tutuklanan 12 kişiden başta gelen 2 aydın-komünist Nâzım Hikmet ve Dr. Hikmet’in dışındaki 10 kişinin, 30 Aralık 1936’dan beri haberlerini izlemişseniz, özellikle “amele” (işçi) olduklarının vurgulandığı herhalde gözünüzden kaçmamıştır.

Şayet edebiyat dünyasının içinde ve yakınında bir kişiyseniz, isimlerin arasında geçen “Cenap Şahabettin” sizi bir an Servet-i Fünun dönemi şair ve yazarlarından Cenap Şahabettin’e götürse de; onun 13 Şubat 1934’te öldüğünü hatırlayarak ve aynı zamanda hayatta olsa bile, komünizan bir âlemin içinde olmasının eşyanın tabiatına aykırı olduğunu düşünerek, bu ismi onunla ilintilendirmekten derhal vazgeçersiniz.

(Burada geçerken önemli bir not düşmek istiyorum:

Üç yıl kadar önce, 2015 yılı haziran başında Cumhuriyet, benim “Nâzım Hikmet’in Aşkları” kitabımı okurlarına gazeteyle birlikte vermişti. Kitabı oradan elde eden, henüz daha yüz yüze tanışmadığımız, ancak, facebook’ta edebiyat dünyasına vukufiyetini gördüğüm, iyi insan, Osman Nuri Aydın Beyefendi, doğal olarak Servet-i Fünuncu Cenap Şahabettin’e giderek, ancak onun da olaydan iki yıl önce ölmüş bulunduğu bilgisini tazeleyerek, burada adı geçen Cenap Şahabettin’in gerçekte kim olduğunu sormuştu bana. Ben de merakını gidermiştim.)

Peki bu Cenap Şahabettin o Cenap Şahabettin değilse hangi Cenap Şahabettin’dir?

Nâzım’ın Cep Defterlerinde Kavga, Aşk ve Şiir Notları-1”de yayıma hazırlayanın şu notunu okuduktan sonra dehşete düşmez misiniz?

31 Aralık 1936 günü, sorguları yapılıp tutuklanan 13 kişi arasında ‘Cenap Şahabettin’ adında biri de vardır. Nâzım Hikmet’in Eski Türkçe notlarında adı, ‘Şahap’ olarak da geçen bu kişi, adaşı olan Servet-i Fünun dönemi şairi, hekim, yazar Cenap Şahabettin’le karıştırılmamalı; hekim şair 3 yıl önce, 1934 yılında yaşamını yitirmiştir.

Şahap’ o dönemde hukuk öğrencisi olan, Geçit ve Yeni Gidiş dergilerinin kurucularından Şahabettin Ahıskal’dır.” (S.13)

Nâzım Hikmet’in notlarına açıklama notları yazana (ya da yazanlara) göre bu kişi, Servet-i Fünuncu Cenap Şahabettin değilse, o zaman, Geçit ve Yeni Gidiş dergilerinin kurucusu, hukuk öğrencisi Şahabettin Ahıskal’dır.

Haberde adı geçen Cenap Şahabettin, Servet-i Fünuncu Cenap Şahabettin değildir, bunda anlaştık. Peki ya Şahabettin Ahıskal da değilse o zaman ne yapacağız?

Önce bu “Şahabettin Ahıskal” kimdir onu bir öğrenelim.

Kemal Tahir, 1933’de bir grup gençlik arkadaşı şair ve yazarla bir dergi yayınına girişir. Derginin adı Geçit’tir. Geçit’in Sahip ve Umumi Neşriyat Müdürü Kenan Şahabettir’dir.

Kemal Tahir o zamanlardaki sevgilisi (sonradan eşi) Fatma İrfan Hanım’a yazdığı, 4.12.1933 tarihli mektubunda Geçit’çileri tanıtıyor madde madde:

7- Müdir-i mes’ul Kenan Şahabettin, nam-ı diğer (Tombul Arkadaş), nam-ı diğer (Ayı) malum.”

Sonraki yıl ve aylarda yazdığı mektuplarda; Kenan Şahabettin’in evlendiğini, hapse atıldığını öğreniyoruz. “Kemal Tahir’den Fatma İrfan’a Mektuplar”ın “…… 1935” tarihlisinde (S.87) “Şahap hâlâ içerde.” diyor.

S.93’teki mektubun bir yerinde; “…., fekat bizim Şahap, Polis Müdürü’ne kanundan bahsetti diye hapse atıldı.” diye yazıyor.

Gene 1935 yılına ait, tarihsiz mektubunda; “Şahap ancak mayısın ilk haftasında çıkacak. Sonunda adem-i mesuliyet veyahut beraat kararı muhakkak.” (S.102) diyor.

1936 yılının mart başından önce yazdığı bir mektupta da: “Mustafa, Zehra, Şahap, Rüknü ve karısı iyidirler” dediğine göre, Kenan Şahabettin, yani “Şahap” içeriden çıkmış ve iyi…

Görüldüğü gibi, 1936 yılında Endüstri Dokumacılar Cemiyeti’ni kurmaya kalkışan ve kuran 15-20 kişilik işçi grubunun içinde Kenan Şahabettin ya da “Şahap” (Şahabettin Ahıskal) adında bir kimse yok. Hukuk Fakültesi öğrencisi ve edebiyat dünyasının içinde bir Kenan Şahabettin bu…

Peki Nâzım Hikmet, Doktor Hikmet ve 11-12 işçiyle (“amele”) birlikte yılın sonunda (31 Aralık 1936) tutuklanan Cenap Şahabettin gerçekte kim öyleyse?

Bu kişi gerçekten, müşahhas Cenap Şahabettin Kıvılcımlı ad ve soyadlı, drijan bir işçi militan!

Süreyyapaşa Mensucat Fabrikası’nda işçi olan Cenap Şahabettin Kıvılcımlı; 2-3 aydır maaşlarını alamayan işçi arkadaşlarının önüne düşerek onları İstanbul Valiliği’nin önüne yığıyor, maaşlarını ödemeyen patronu Valiliğe şikayet ediyorlar.

Zeyl”in 61’nci sayfasındaki dava iddianamesinin daha ilk cümlesinde “Şahap”ın kim olduğu tarif ediliyor: “Suçlu Şahabettin’in 935 yılında Feshane fabrikasında çalıştığı sırada tanıştığı….”

Bizim “Çalışma Grubu”nun zannettiği gibi bu Cenap Şahabettin; ne Servet-i Fünuncu Cenap Şahabettin ne de hukuk öğrencisi, Geçit dergisinin müdürü Kenan Şahabettin, bu düpedüz önceleri Haliç’te Feshane fabrikası, daha sonra Süreyyapaşa Mensucat fabrikası işçisi olup Endüstri Dokumacılar Cemiyeti kurucusu drijan işçi militan Cenap Şahabettin Kıvılcımlı.

Şimdilik bu kadar yeter. Daha sonraları, “Nâzım’ın Cep Defteleri”ndeki notlara uluorta yapılan açıklamaların yanlışlıklarına devam edip gideceğiz.