Şahsen kendisini dış güç olarak tanıtan bir kimseye rastlamadığımdan, onun neye benzediğiyle ilgili ancak tahmin yürütebilirim. Bu tahmine ulaşmaya çalışırken, pek de muteber olmayan iki tür bilgi kaynağına başvuracağım: Alelâde komplo teorisi kitapları ve bazı yabancı diziler. Bu türden neşriyatlara yıllarca maruz kaldığımdan, mazhar olduğumdan, doğrudan birisine gönderme yapmadan anlatmaya çalışacağım.

Komplocu kitapların dış güç tarifi bellidir. Onun pek tefsir edilmeye ihtiyacı yoktur ama özellikle yakın zamanlı terör içerikli, ajan ve polisiye dizilere yamuk bakarak bazı fikirlere ulaşmak olanaklıdır.

Komplo Kitaplarında Dış Güç

Dış güç, biraz da iç güçlerin kendi arasındaki çekişmeler sonucunda varlık kazanır. İçeridekilerin kendi bildiği gibi çatışmasına izin vermeyen bir üçüncü gibidir. Ya da olağan koşullarda bir arada huzur içinde yaşayacak olanları önce farklı iç güçler hâlinde bölüp, sonra onları birbirine düşürüp, bir tarafa, bazen her ikisine de mühimmat sağlayan görkemli bir varlıktır. Bunu başarabilen bir güce, öngörüye, akla sahip bir dış güç varsa eğer, ona hayran olmak yerine intizar etmek de ayrıca ilgiye değerdir.

Komplo teorilerinde dış güç büyük bir öznedir. Dolayısıyla yüklemleri de o ölçüde büyük, kapsamı, sahası geniştir. Bu sahalarda büyük yıkımlara, trajik sonuçlara neden olan eylemlerine “oyun” adı verilir. Örneğin Yahudiler, Amerika, CIA, Avrupa, Rusya, Mossad, Soros, Rotschild gibi adlar alabilir ve kendilerine uygun hacimli fiillerle Ortadoğu’yu, Orta Amerika’yı karıştırır, Hindistan ile Pakistan’ın, İran ile Irak’ın arasını bozarlar. Orta yerlere, aralara gözlerini dikerler. Bir şeylerin ortasında, arasında yer aldığından kırılgan olan, eklem yerlerinde duran bölgelerle ilgilenirler. Çoğunlukla bir yeri başka yere bağlayan sahaları, geçitleri oyun alanlarına dönüştürürler.

Genellikle kendi dininden olmayanlar ya da farklı deri renginden olanlar üzerinde çeşitli oyunlar oynarlar. Yani kendi nesebi dışında duranları seçerken büyük ideolojilere başvururlar. Bu yüzden birer medeniyet projesini hayata geçirdikleri sonucuna varılır. Eylemleri geçmişle ve gelecekle bağlantılı büyük bir oyunun, tezgâhın parçasıdır. Bazen de bir çeşit hınç gibi içlerinde biriktirdikleri asırlar öncesine ait yenilgilerin, aşağılanmaların hesabını tutarlar ve zamanı geldiğinde sorarlar. Bu tür hınç sermayesi, gizli örgütler ve cemiyetler tarafından saklanırlar.

Komplo teorilerinde dış güçlerin ardında belirli aileler, dar çevreler, topluluklar vardır. Ön tarafta işleyen akılcı bürokratik yapıların arkasında böyle bir dış güç organizması vardır. Herhangi bir devlet, gizli bağlantıları saklayan vasıfsız memurlardan kuruludur. Hatta dış güç onların da dışındadır. Yüzlerini görmedikleri bu topluluklara, kişilere hizmet ederler; “maşa” adını alırlar. Bu güçler, içerisine yerleştikleri devlete bir derinlik katarlar. Ulusal çıkarlar diye tarif edilen bir karanlıkta, yasaları askıya alır, kendi keyiflerince bazı tasarımlar ortaya koyarlar. Alelâde komplo teorilerini yorumladığımızda böyle büyük bir özne olarak dış güç tarifine ulaşabiliriz.

Yabancı Dizilerde Dış güç

Komplo teorilerinden daha muteber olmayan bir kaynak olarak yabancı dizilere bakılarak da bir dış güç tanımına varmak mümkündür. Komplocu düşüncenin özne tarifiyle kesiştiği yerler vardır ama çok da önemli bir fark dikkat çeker. Dış güç, yaşayan bir varlık değildir artık; belli aileler ya da cemiyetlerden oluşmaz; bir çeşit yönetsel uygulamanın uzantısıdır. İçerisinde şekil aldığı ülkenin yurttaşlarından, yöneticilerinden bağımsız şekilde, özerk alanlarda bir uzmanlık bölgesi gibi yapılaşırlar.

Bu türden bir failin satır aralarında görünür olduğu dizilerde, maceraya, katilin kim olduğuna, kimin kimle sevgili olacağına odaklanmış kafamızı bir an kaldırdığımızda bazı ilginç oluşumlara tanık olabiliriz. Örneğin Homeland dizisini ele alalım. Bu gayriahlaki dizide, CIA merkez bürosunda ya da oyun alanı denilen ülkelerde istasyon şefi olarak görev yapan memurların türlü maceraları anlatılır. Özellikle küresel dünya sahnesinde rahatlıkla hareket edebilirler ve ayırt edilmeleri eskisine göre daha zordur. Soğuk savaş yıllarında olduğu gibi elçilikler etrafında toplanmazlar; uluslararası şirketlerde, yardım kuruluşlarında, üniversitelerde de yer tutuyor olabilirler.

Bu dizilere yamuk bakarak ulaşılabilecek dış güç tanımı şöyle olabilir: Devletler, istihbarat teşkilatlarını oluştururlar ve burasını türlü proje gruplarına ayırırlar. Ortadoğu Masası gibi örneğin. Oralara uluslararası ilişkilerden mezun insanlar, eski askerler, her işi yapabilen mühendisler yerleştirirler. Bundan sonra bu proje takımına dolgun bir bütçe ayrılır. Ortaya çıkan takım, bu kaynakla söz konusu bölgeyi karıştırmak üzere çalışmaya başlarlar. Bazen saha araştırması yapmak üzere ilgili bölgelere gider ve orada yerel uzantılarla temas kurarlar.

Özünde stratejiler oluşturmakla sorumlu bu alan uzmanları, dış güç olarak nüfuz edecekleri toprak parçasını bir çeşit bilgisayar oyunu zemini gibi tasvir ederler. Strateji oyunlarında olduğu gibi, medeniyetleri yaratıp, sonra bozup yeniden kurabilecekleri, demokrasi taşıyacakları bir düzlük gibi kavrarlar. Orada yaşayanların iki boyutlu bir evrende yaşam sürdükleri tahayyülüne sahip olmaları işlerini daha iyi yapmalarını sağlar. Bu sathi ve şarkiyatçı fikriyata sahip çıktıktan sonra, yaptıkları bir çeşit mühendislik, analiz işidir. Son derece karmaşık jeostrateji ilminin, jeopolitiğin, diplomasinin, yönetsel uygulamaların failleridir. Ama bu türden bir teknokrasi içerisinde etkin sistemler vasat memurlara ihtiyaç duyar. Komplocu fikirlerin neredeyse tanrısal sıfatlara sahip icracısından tümüyle farklıdırlar. Biraz da üzerinde oyun oynadıkları coğrafyanın derinliğini, üçüncü boyutunu bilmediklerinden, orada bir savaşa dâhil olduklarında, beklemedikleri bir dirençle ve derin bağları olan bir yerle karşılaşırlar. Bu yaşadıkları beklenmedik tecrübe onlarda savaş-sonrası travmalara neden olur.

Dış güçler dairesinde çalışan bir eleman genellikle, travmalara daha fazla katlanamamaktan, çok fazla seyahat etmekten veya çocuğunun futbol maçlarını çok fazla kaçırmaktan dış güçler dairesinden erkenden ayrılır. Sonrasında rahatlıkla bir yazılım şirketinde işe başlayabilir. Ülkesindeki herhangi bir yurttaştan daha vatansever ya da ahlâklı değildir. Bu dizilerdeki tipler, savaş-sonrası travmadan sıyrılabildikleri nispette iyi birer yurttaş olurlar. Çocuklarına iyi birer anne veya baba olurlar. Üç boyutlu olduğu ortaya çıkan bir ülkede geçen kâbuslardan gördükleri zamanlar hariç sevgililerine ihtimam gösterirler. Özetle sıradan kötülüğün ayrıcalıksız failleri gibidirler. Daha masum işlerde çalışanlardan tek görünür farkları, kendi pazarlama ve iş geliştirme biriminin başka ülkeler olmasıdır. Onlar da kendilerine emanet edilmiş bir bütçeyi etkin kullanmak ve başka ülkeleri karıştırarak piyasayı canlandırmak isterler. 

Diğer yandan bu vasat memurların gezindikleri yerlerde yarattıkları karmaşa aynı güzergâh üzerinden o bölgenin sakinlerini de kendi ülkesine çeker. Bunun karşılığında, karışık oyun sahasında gevşeyen sınırlara karşılık, kendi ulusal sınırları belirginleşir, güvenlik duvarları biraz daha yükselir. Sağ iktidarlar bu sınırları güvenceye almak üzere güç kazanırlar. Örneğin Avrupa Birliği’nden kopuşları, dış güçlerin eylemlerinin harekete geçirdiği bumerangların peş peşe geri dönüşleri gibi anlamak mümkündür. Çünkü kaderleriyle oynadıkları insanlar yerlerinden çıkarak onların sınırlarına dayanırlar. Sınırlardaki tazyik, içeride demokrasi ve hukuk yapısının gevşemesi ve yerini güvenlik uygulamalarının almasıyla sonuçlanır. Bürokratik yapı denetim ve gözetimden uzaklaşır; derin devlet içerisine taşınır. Örneğin devlet memuru polis teşkilatı yerini istihbarat örgütlerine terk etmeye başlar.

TEILEN
Önceki İçerikDoğukan Çiğdem’de Sosyal Arke Arayışı: Çok Uzun Sürmüş Gece
Sonraki İçerikKara’nın Mağdurları ve Deniz’in Şanslıları
Özgür Taburoğlu
1973 Kırşehir doğumlu ve bilgisayar mühendisi olarak hayatını kazanan Özgür Taburoğlu’nun, Bejan ve Baran adında iki çocuğu var. Dünyevi ve Kutsal: Modernlerin Maneviyat Arayışları (Metis, 2008), Kent Efsaneleri: Zamanımızın Batıl İnançları ve Takıntıları (Doğu Batı, 2011) ve Resim, Söz ve Yazı: İmge Yaratmanın ve Bozmanın Yolları (Doğu Batı, 2013), Boşluk, Aşırılık ve Keyfilik (Doğu Batı, 2016) ve Nazar: Başkası Nasıl Görür ( Doğu Batı, 2017) adlı çalışmaları yayımlandı.