Bütün sanatlar, en üstün sanat olan

yaşama sanatı’na hizmet eder.”

Ben Bertolt Brecht, kara ormanlardan…”

Ben Bertolt Brecht, kara ormanlardan.
Karnında getirmiş şehre anam beni.
Ama çekip gidene dek ben bu dünyadan
Çıkmayacak ormanların soğuğu içimden.

Asfalt şehirde evimde gibiyim.
Donanmışım son kutsal törenle:
Gazeteyle, şarapla, tütünle,
Güvensiz, aylak, ama sonu mutlu.

İnsanlarla iyi aram. Durur başımda
şapkam herkesinki gibi. İnsanlara bakar
derim: “Bunlar başka türlü kokan birer hayvan.”
“Ne çıkar, derim sonra, benim onlardan ne farkım var?”

Kadınlarla otururum yan yana
salıncaklı koltuğumda sabahları.
Seyrederim onları umursamadan ve derim:
“İşte karşınızda güvenilmez bir adam.”
Akşamları da toplarım erkekleri.
“Bayım” deriz birbirimize hep konuşurken.
Ayaklarını dayarlar masama ve derler:
“Düzelecek işler!” Sormam: “Ne zaman?”

Sabaha doğru alacakaranlıkta ıslanır çamlar,
kuşlar ötüşür, böcekler bağrışır.
Dikerim ben kadehimi şehirde tam o sıra dibine kadar,
atıp izmaritimi, dalarım tedirgin bir uykuya.

Biz, uçarı kişiler,
otururuz yıkılmaz sanılan evlerde.
(Yüksek yapılarını biziz kuran Manhattan adasının.
Biziz kuran incecik antenleri,
Atlantik üstünden konuşan.)

Bu şehirlerden arta kalacak ne;
Sokakları dolaşan bir rüzgâr kalacak.
Evleri kuranlar mutlu olurlar ama,
Onlar da bir gün bırakır evleri giderler.
Hepimiz bugün var, yarın yokuz,
ne düşünürse düşünsün bizden sonrakiler.

Umarım ki, bir deprem olunca yakında,
söndürmem puromu üzüntüyle.”

Ben Bertolt Brecht,

kara ormanlardan,
anasının karnında gelmiş asfalt şehre.

Süredizinsel yaşam bağlamında Brecht

1898: 10 Şubatta Augsburg’da doğumu. 1918: Alman Ordusu’nda sağlıkçı asker. 1918-1920: “Toplumdışıların Baal’i” (üzünçlü bir yaşamöyküsü). 1919: “Gecede Davul Sesleri” (güldürü). 1920: Münih Oda Tiyatrosu’nda dramaturg. 1921-1923: “Kentlerin Fundalığında” (oyun). 1922: Reinhard’ın Alman Tiyatrosu’nda yönetmen; “Gecede Davul Sesleri”ne Berlin-Kleist ödülü. 1923: “İngiltere Tarihinden İkinci Eduard’ın Yaşamı” (oyun). 1924-1926: “Adam Adamdır” (güldürü). 1927: “Ev İçin Dua Kitabı” (şiirler). 1928: “Üç Kuruşluk Opera”. 1928-1929: “Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü” (opera metni); “Okyanus Uçuşu” (radyo oyunu). 1929: ”Anlaşmanın Önemi” (Baden şenliği için ‘öğretici’ oyun). 1929-1930: “Evet Diyen Hayır Diyen” (okul operaları); “Mezbahaların Kutsal Kızı Johanna” (oyun). 1930: “Kuralla Kural Dışı” (‘öğretici’ oyun); “Önlem” (‘öğretici’ oyun). 1932: “Ana” (‘Maksim Gorki’nin aynı adlı romanından bir tiyatro uyarlaması); “Üç Asker” (bir çocuk kitabı). 1932-1934: “Yuvarlak Kafalarla Sivri Kafalar” (oyun). 1933: Danimarka, İsveç, Finlandiya üzerinden 1941’de Amerika’ya göç. 1933-1934: “Horasyalılar ile Kuriasyalılar” (çocuklar için ‘öğretici’ oyun). 1934: “Beş Paralık Roman.” 1936-1937: “Carrar Ana’nın Silâhları” (oyun). 1938: Galile’nin Yaşamı” (oyun); “Bay Julius Caesar’ın İşleri” (roman); Londra’da iki cilt olarak ‘Toplu Eserler’i yayımlandı; “Üçüncü Reich’ın Korku ve Sefaleti” (24 bölümlük oyun). 1938: “Lukullus Soruşturması” (radyo oyunu). 1938 -1940: “Sezuan’ın iyi insanı” (‘öğretici’ bir oyun). 1939: “Cesaret Ana ve Çocukları” (oyun); “Svendborg Şiirleri”. 1940: “Bay Puntilla ile Uşağı Matti” (halk oyunu). 1941: “Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi” (oyun). 1942-1943: “Simone Machard’ın Öyküsü” (oyun). 1944-1945: “Şvayk İkinci Dünya Savaşı’nda” (Jaroslav Hasek’in romanından esinlenerek yazılmış bir oyun); “Kafkas Tebeşir Dairesi” (oyun). 1947: Amerika’dan Zürih’e geçiş; Sophokles’in “Antigone”si üzerinde çalışmalar ve bir Antigone uygulaması. 1948. Berlin’e dönüş. 1949: “Cesaret Ana ve Çocukları” oyununun sahnelenmesi; Berliner Ensemble’ın kuruluşu; “Takvim Öyküleri”; 1933’ten beri yarım kalmış “Denemeler”in yeniden ele alınması; “Komün Günleri” (oyun).1950: “Lukullus’un Yargılanışı” (opera metni). 1951: “Eğitmen” (Lenz’in eserinden uyarlanmış bir güldürü). 1953: ”Turandot ya da Aklayıcılar’ın Kongresi” (fragmanlar). 1954: “Buckower Ağıtları” (şiirler). 1954-1959: Ürünlerinin on iki cilt olarak toplu basımı. 1956: 14 Ağustos’ta Berlin’de ölümü…

Şâir Brecht

Bertolt Brecht” denildiğinde ilk usa gelen sanat dalı “tiyatro” ve “tiyatro/oyun yazarı/oyun adamı)” kimliği/kişiliği olsa da, bunun yanı sıra ekin adamı ve yazar kimliği bağlamında “denemeci”, “romancı” ve “Şâir Brecht”le de karşılaşılmakta.

Brecht’in şâirliği ve şiiri”, çoğun oyun yazarlığının gölgesinde kalmış izlenimi verse de, oldukça önemli ve değerli bir konum taşımaktadır.

Pek bilinmese de, Brecht’in şiire ‘15 yaş’ında başladığını ve ara vermeden ölene dek (özellikle de Berlin’e döndükten sonra oyun yerine), şiir yazdığını bilmekteyiz. Önceleri okul gazetesinde, sonraları dergilerde süren şiir serüveninde yaşadığı çağın koşulları, duygudurum yapısı, toplumsal koşullar, onda erken yaşta bir olguluğa dönüşür. Kentsoylu bir aileden gelmesine karşın, yaşadığı toplumsal düzenin çarpıklıklarına/yanlışlarına hep başkaldıran bir bağımsız tin duyuşu doğrultusunda yaşar. Sömürüye, sınıfsal ayrımcılığa, varsıllığa, buyurganlığa karşı bir şiir geliştirir. B u olguyu izlek kıldığı ve 1938 yılında yazdığı “İyi Geçmişi Söküp Atmak” adlı şiirinin, “Oğlu olarak yetişti / Varlıklı insanların. Ailem / Boynuma bir yaka takıp yetiştirdi beni / Hizmet edilecek biri olarak ve öğretti bana/ Buyurma sanatını. Ama / Büyüyüp çevreme baktığımda / Sevemedim sınıfımın insanlarını / Buyurmayı ve hizmet edilmeyi / Ve terk edip sınıfımı katıldım / Yoksul insanların arasına” dizelerinde, yaşam felsefesinin izleri açık-seçik görülür. Bu düşün doğrultusunda baba ocağından ayrılması, kiralık bir evin çatı katında oyun yazlığıyla geçinir bir yaşam sürmesi, “başsızlık” ve “hiççilik” düşününü içselleştirip yaşama geçirmesini sağlar.

Liseyi tamamlayıp, tıp öğrenimi için Münih’e geldiğinden hemen sonra askere alınır ve Augsburg’daki askeri sağaltımevinde görev yapar. Savaşın acımasız yüzüyle tanıştığında, Birinci Dünya Savaşı’nın ilk ayında yazdığı “Çağcıl Söylen” adlı şiirinin, “Yalnız analar ağladı / Her iki yanda” dizelerindeki denli, “savaş karşıtı” olduğunu her ortamda vurgular.

Bir dönem doğa üzerine şiirler yazarak tinini sağaltmaya çabalasa da, 1924 yılında Berlin’de, “toplumcu” ve “eytişimsel özdekçi/diyalektik materyalist” düşünü benimser. “Kentlerde Oturanlar İçin Okuma Kitabı” içinde yer alan şiirlerinde, büyük kentlerin insanları nasıl öğüttüğünü ve duyarsızlaştırdığını; “bireysel ve toplumsal yabancılaşma”yı nasıl körüklediğini sorusal/eleştirel bir yöntem ve biçemle dillerken, “sevgi” ve “sevgililik” olgularını vurgular. 1928’de yazdığı “Sevgililer”, söz konusu sorulsalı, “sevgi-sevgisizlik” karşılığınca yazdığı, “insan ve doğa” birlikteliğini açımladığı bir şiirdir: “Güneşin ve ayın altında küçük hareketlerle / Birbirlerine sevdalı, uçarlar sonsuza, / Hey sizler, nereye? –Hiçbir yere.- Nereden? –Her yerden. / Soruyorsunuz, ne zamandır birliktesiniz? –Hemen. / İşte böyle bir anlık birlikteliktir, sevenler için sevda.”

Şâir”in sürgün yılları ve şiiri…

Şâir”in “sürgün yılları”, Hitler’in 1933’de yetke/iktidar olmasıyla başlar ki, bu dönemdeki tek şiir kitabı, Danimarka’da bir kıyı kasabasında, Svendborger’da yaşamaya zorunlu bırakıldı yıllardan 1936’da yazdığı ve tamamı siyasal içerikli, imgelerden arınmış, dahası marşlar olarak da tasarlanmış “Svendborger Şiirleri”dir. “Haykıran bir şiir” oluştursa da Brecht, “Kofüçyüs düşünü/felsefesi” ile “toplumculuk/sosyalizm düşünü/felsefesi”nin bileşkesini kurmasıyla, dingin ve olgun bir söylemi anlağıyla kurgular: “Tebeşirle duvara yazılmış: / Savaş istiyoruz. / İlk vuruldu / Bunu yazan.”

Yine bu dönemde, “çocuk, aşk, doğa şiirleri”nin yanı sıra “fabl” türünde de şiirler yazar.

Sürgün yılları”nın baskısını gördüğü yıllarda, İsveç, Finlandiya, Sovyetler Birliği ve ABD’de de kısa sürelerle kalır. “Anamalcı/Kapitalist dizge”nin dayatmasını duyumsadığı zaman dilimlerinde çokça mutsuz olur ki, şiirine de yansıtır duygusunu: “Her sabah, ekmeğimi kazanmaya / Giderim pazara, yalanların satın alınacağı yere. / Umut dolu / Sunarım kendimi satıcıların arasında.”

Yurdundan uzakta, ne var ki halkının acıları yüreğinde, “Almanya Üstüne” ve “Oğlu Ölen Ananın Ağıdı” benzeri şiirler yazarken, onca acıya, onca sömürüye, onca baskıya karşın umudunu hiç yitirmez: “Gök, yer ve rüzgâr / Ve insanların yarattıkları / Kalabilirler ama / Sömürücüler / Kalamaz.”

Brecht Berlin’de ve…

Şâir”, ancak savaş sonrasında, 1948’de dönebilir Berlin’e… Her şeyin altüst olduğunu görür 15 yıl sonra… “Toplumculuk”la şiirini yoğuran Brecht’i, ne “Gelecekçilik/Fütürizm” ne de “Gerçeküstücülük/Sürrealizm” etkiler. Yalın dille, düz anlatımla, güçlü bir biçemle, özgün bir söylemle “insanlık” ve “halkların özgürlüğü” adına yazdığı şiirlerini ölene dek sürdürür “Şâir.” Bunun içindir “20. Yüzyıl Yeryuvar Şiiri”nin üstüne imzasını atması. Bunun içindir “şiir şiir yaşama”sı. Bunun içindir “Dünya Halklarının Şâiri” olması. Bunun içindir 2019 yılında, 21. yüzyılda, “121. yaşında umudu ve direnci yaşatma”sı. Bunun içindir “Güzel günler ve Aydınlık Yarınlar”ı muştulayan “Kara Ormanların Ölümsüz Çocuğu” olması…

O “Şâir.” O “Brecht.” O “Sevgi, Dostluk, Umut, Direnç -ve şimdilerde de çokça aranır olan- Adalet ve Halkların Emeği / ‘Halkın Ekmeği’ ”:

Bilin: Halkın ekmeğidir adalet

Kimi zaman bolduk, kimi zaman kıt

Bakarsınız doyum olmaz tadına,

Bakarsınız berbat.

Ekmek az olunca hüküm sürer açlık

Bozuldu mu tadı, başlar hoşnutsuzluk.

Kötü adalete son!

Acemice pişirilmiş ve sevgisiz yoğrulmuş adalet yeter!

Yeter tatsız, katıksız, kara kabuklu adalet!

Bayat adalet, çok geç gelir!

Ekmek bol ve güzelse

Gözler öbür yiyeceklere yumulsa da olur.

Ne ki her şey bollaşmaz ki birdenbire.

Bilirsiniz, nasıl bolluk doğurur ekmek:

Adaletin ekmeğiyle beslene beslene.

Günlük ekmek nasıl gerekliyse

Adalet de her gün gerekli.

Evet, pek çok kez gereli günde.

Sabahtan akşama işyerinde, eğlencede

Hele çalışırken canla başla

Zor anlarda ya da sevinçliyken

Halk gereksinir bol ve iyileştirici ekmeğe

Adaletin ekmeği bu denli önemliyken.

Dostlar, onu kim pişirmeli?

Asıl ekmeği kim?… Söyleyin?

Gündelik ekmeği pişiren halk

Adalet ekmeğini de

Pişirmeli

Bol, iyileştirici, verimli.”

TEILEN
Önceki İçerikSuzan Batu ile “Elimin Hamuruyla”
Sonraki İçerikKayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi’nin 116. Sayısında “Bataklık Öyküleri” Var!
Tan Doğan
17 Ocak 1961 yılında İstanbul'da doğdu. Göztepe Pansiyonlu İlkokulu'nda, Haydarpaşa Lisesi'nde, Kâzım İşmen Lisesi'nde ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde (Sistematik Felsefe ve Mantık) ve Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde (İşletme Yönetimi Anabilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Denetimi Bilim Dalı) öğrenim aldı-öğrenim verdi.