Eski çalışmaları olmasa sanatçının Canan olduğuna inanılmayacak derecede süslü ve janjanlı bir sergi olmuş.  Kitsch’in sunduğu şekliyle izleyiciyi yormadan, düşündürmeden vermek istediğini doğrudan vererek sanatı, sanat nesnesi olmaktan çıkarmış bir sergi gibi yer yer.

Sanat sezonu bu yıl Bienal, fuar ve yeni sergiler ile yoğun bir şekilde başladı. Özellikle 15.İstanbul Bienali devam ederken tüm galeriler ve sergi mekanları da yıla en güçlü sergileri ile girmek için ellerinden geleni yaptılar. İstanbul şu an sanat açısından yılın en dolu dolu zamanlarını geçiriyor. Sezon öncesi duyurusu yapılan ve sanat severleri en heyecanlandıran haberlerden birisi de Arter’in duyurduğu Canan : Kaf Dağı’nın Ardında sergisi oldu.  Son sergisi 2015 yılında Rampa Galeri’de “Işıl Işıl Karanlık” sergisi olan Canan’ın izleyicileri ile bu kez nasıl buluşacağı merak konusuydu. Nitekim sergi başladı, devam ediyor. Büyük bir kesim oldukça memnun. Özellikle Arter’in vitrinini süsleyen renkli işler oldukça dikkat çekti, sosyal medyada paylaşıldı, sergi ilgi görüyor.

Fotoğraf: Murat Germen

Okuduğum kadarıyla Canan ile birçok röportaj yapıldı, sergi üzerine birçok yazı yazıldı. Bunların hemen hepsi aynı sorulara verilen aynı cevapları ve sergi ile ilgili yazılan yazılar aynı güzellemeleri içeriyor. Genellikle tüm yazılarda da  fotoğraf olarak Canan’ın  kitschleşen Frida  olduğu görsel kullanılıyor. Ancak tüm bu yazılarda ve röportajlarda gözden kaçan bir nokta olduğunu düşünmeden edemiyorum. Canan bu muydu?  Serginin Canan’ın eski çalışmalarını da içermesi aslında sergiyi doğrudan eleştirel bir topa tutmanın önünü tıkıyor. Özellikle “Şeffaf Karakol” çalışması ve “Hezeyan” videosu oldukça başarılı. Sanatçının 2015 yılında yaptığı Rampa’daki sergisini gezdiğimde çok etkilenmiştim. Sürekli artan ve tükenmeyen terör olayları, kadına bakış açısının gerek kapital sistem gerek iktidar tarafından getirildiği noktayı feminist duruşu ile o kadar güzel aktarmıştı ki çalışmalarına sergide  uzun süre mıhlanıp kalmıştım. Canan’ı bu çalışmaları ile tanıyıp bilince Arter sergisi eski çalışmalarına göre  biraz fazla vitrin işi gibi duruyor.

Eski çalışmaları olmasa sanatçının Canan olduğuna inanılmayacak derecede süslü ve janjanlı bir sergi olmuş.  Kitsch’in sunduğu şekliyle izleyiciyi yormadan, düşündürmeden vermek istediğini doğrudan vererek sanatı, sanat nesnesi olmaktan çıkarmış bir sergi gibi yer yer. Hazırlanan vitrin günümüz sosyal medya pornografisinin malzemesi olabilecek ve bu şekilde popülaritesini arttırabilecek bir çocuk odasını andırıyor. Nedir bu sosyal medya pornografisi peki? Ben buna insanların yaptığı, yediği, gördüğü her şeyi teşhir etme hastalığı diyorum. O kadar tüketim odaklı bir toplumuz ki yaşanılan her şey insanlara adeta pornografik ögelerin sağladığını sağlıyor. Gör, izle, haz duy, paylaş, beğeniler ile orgazm ol ve unut. Bu sebeple artık Çağdaş Sanat oldukça janjanlı, renkli, ilgi çekecek cinsten giderek kitchleşiyor. Bizler daha çok paylaşıyor, haz alıyor ve daha çabuk unutuyoruz.

Fotoğraf: Hadiye Cangökçe

Kaf Dağı’nın Ardında sergisi tümden yerilecek bir sergi değil, böyle düşünmüyorum. Bunu sağlayan en önemli etken ise Canan’ın eski çalışmalarının sergide yer alması. Özellikle “Hezeyan” mutlaka gidip izlenmeli, “Çeşme” ve “Şeffaf Karakol” görülmeli. Ancak yeni çalışmalarla birlikte oluşturulan  kavramsal tema daha çok izleyiciyi yormayacak, düşündürmeyecek sadece bakıp haz duyulacak şekilde sergiyi metalaştırmış gözüküyor. Bu da bana kalırsa bildiğimiz Canan’ın ideolojisine uygun gözükmüyor. Adorno, kültür endüstrisi kavramını gerçek sanattan ayrıştırmak için şöyle bir açıklama yapar: “ Sanat eserleri çileci ve utanmaz, kültür endüstrisi ise pornografik ve iffetlidir.” Canan’ın Kaf Dağı’nın Ardında sergisi ilginç bir şekilde ikisini de barındırıyor.

Kapak Fotoğrafı: Murat Germen

TEILEN
Önceki İçerikNâzım Hikmet Putları Yıkıyor!
Sonraki İçerikMichel Foucault & Noam Chomsky: İnsan Doğası Üzerine (1971)
Meltem Tüzün
1988 yılında İstanbul’da doğdu. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden 2013 yılında mezun oldu. 2014 yılında EVS projesi ile 8 ay İtalya’nın Palermo kentinde yaşadı. Çeşitli Sanat Galerileri’nde galeri asistanlığı ve yöneticiliği yaptı. Online platformlarda Güncel Sanat yazılarını yayınlamaya devam ediyor.