Yazarı bir ödüle satılan toplumun halkının bir kilo makarnaya satılmasında şaşılacak ne var! Yazarın ne ki halkın ne olsun? Halkı beğenmeyenler, onu aşağılayanlar önce dönüp de bir zahmet şairine-yazarına baksın.

“G.t kılı” ifadesi ilk kez bir siyasal partinin mitinginde yaşlıca bir teyzenin ağzından literatürümüze girmişti (1). Teyze, desteklediği partinin başkanını ne kadar çok sevdiğini, onu ne kadar çok desteklediğini kanıtlamak için böyle bir ifade kullanmıştı. Bu ifade uzun süre sosyal paylaşım sitelerinde dolaştı ve zaman zaman da halkı aşağılamak için kullanılan bir argüman halini aldı.

*

Sosyal paylaşım sitelerinde kendilerini muhalif olarak tanımlayan bazı şair-yazarların bu örnek üzerinden halkı aşağıladıklarını görürüz. Bu ifadeyi eleştirmek ya da aşağılamak için soyutlama yapmaya gerek yoktur. İfade çok açık ve nettir, çırılçıplaktır, bu ifadenin karşısında olmak için fazla düşünmeye gerek yoktur.

Birkaç kilo makarnaya veya bir torba kömüre oy satan, kendisini “birinin g.t kılı” olarak tanımlayan birini eleştirmek ya da aşağılamak çok da zor olmasa gerek.

Peki bu kişiyi aşağılayan şair-yazarlar nasıl davranmaktadır, gündelik-sosyal yaşamda nasıl bir ahlaki duruş sergilemektedir?

*

Çoğu kez “g.t kılıyız” diyen teyzeye ahlak öğreten kişinin, birçok konuda aşağıladığı kişilerden çok da farklı davranmadığını görürüz. “G.t kılı” teyzeye ahlak öğreten kişi, ahlaksızlığın dağlarında dolaşmaktadır!

Sahtekar olduğunu adı gibi bildiği bir editör, dergisinde iki satır şiirini yayımlayacak diye gıkını çıkarmayan şair, “g.tünün kılıyız” diyen teyzeyi aşağılamaktadır!

Türkçe özürlü bir yazarın karalamalarını başyapıt diye piyasaya süren, 5. sınıf saçma sapan romanları başyapıt diye öve öve bitiremeyen eleştirmen, TÜBİTAK’ın başına hayvanat bahçesi müdürünün getirilmesini eleştirmektedir!

Sevgilisine jürisi olduğu ödül kurulundan ödül veren kişi, şoförünü milletvekili yapan siyasetçiyi eleştirmektedir!

Bilmem hangi bakanın, akrabasını müdür yapmasını eleştirmektedir; kim?

Kendi kendine ödül veren jüri üyesi!

Birbiriyle ödülleşen adamlar, aynı zamanda ülkedeki adaletsizlikten yakınmaktadır!

*

Rüşvetmiş, yolsuzlukmuş hırsızlıkmış… Bunların aynısı edebiyat piyasası-piyasa edebiyatında olmuyor mu? Ses çıkaranlar elbette üzerine alınmamalıdır ancak gıkını bile çıkarmayanlar, hatta alkış tutanlar, “like yapan”lar çoğunlukta değil mi?

*

Aynı edebiyat ödülü 14 yılda tam 12 kez aynı yayınevine verilince torpil değil midir (2)?

Bu önemli ödülün jürisindeki 5 kişinin 4 ünün, ödül verilen yayınevinin yazarlarından ve hatta editöründen oluşması bir sahtekarlık değil midir?

Doğan Hızlan’ın, jüri başkanı olduğu kurulda kendi kendisine ödül vermesi, bu ödülü alması (3), bu utanç verici olayı Emre Kongar’ın övmesi (4) çok mu ahlaki bir tutumdur?

Halk “bir torba kömüre iki kilo makarnaya” satılıyormuş! Bak sen!

Yazarı bir ödüle satılan toplumun halkının bir kilo makarnaya satılmasında şaşılacak ne var! Yazarın ne ki halkın ne olsun? Halkı beğenmeyenler, onu aşağılayanlar önce dönüp de bir zahmet şairine-yazarına baksın.

*

Piyasa Edebiyatı’nın şair-yazarlarının bu pisliklere karşı tavrını, tamamen kendi mikroskobik çıkarları belirlemektedir. Piyasa Edebiyatı’nın şair-yazarı gözünün önündeki torpilleri ve adam kayırmacılığı görmezden gelip, başkasının aldığı makarnayı ağzına sakız etmektedir.

*

İnsanlar kandırılır mı? Evet kandırılır, hem de sık sık… Ama neyle kandırılacağıyla ilgili asla kandırılmaz. Çünkü insanlar neyle kandırılacağını bizzat kendi seçer.

O aşağıladıkları seçmen, makarnayı yiyor, Piyasa Edebiyatı’nın şairi-yazarı gibi ahlak timsali olduğunu da iddia etmiyor.

*

Ama o şair-yazara sorsalar rüşvetin her türlüsüne karşıdır. Rüşvete sırf kendisi alamıyor diye karşıdır!

Torpile karşıdır. Torpile sırf kendisi torpil bulamadığı için karşıdır.

İşine gelince liyakat önemli der. Ancak ilk fırsatta liyakatsizliği alkışlamakta hiçbir sakınca görmez.

Adam kayırmaya, çete düzenine karşıdır; sırf kendisi onların içine giremedi diye…

*

Bir şey mi yapacaksınız: o sokakta “g.tünün kılıyız” diyen “samimi” teyzeye facebook sayfasında üst perdeden önerdiklerinin %1 ini kendin yapmayı dene.

Rüşvet alanın peşinden gitme.

Torpil yapanı alkışlama.

Liyakatsizliğe tepki göster.

Adam kayırmacılığa ses çıkar.

Bunları ilk önce kendin yap.

*

Türk Edebiyatı’nın ne sorunu vardır? Buna farklı açılardan bakarak elbette birçok yanıt verilebilir.  Ancak tek cümle söylemek gerekirse:

Türk Edebiyatı’nın sorunu ahlaksızlıktır.

Türk Edebiyatı’nın sorunu torpildir.

Türk Edebiyatı’nın sorunu rüşvettir.

Türk Edebiyatı’nın sorunu adam kayırmacılıktır.

Türk Edebiyatı’nın sorunu liyakatsizliktir.

Türk Edebiyatı’nın sorunu ikiyüzlülüktür.

Bu başlıkların hiçbiri hakaret içermemektedir. Her bir cümle için birçok yazı yazılmıştır; yazılanların her sözcüğü kanıtlıdır.

Türk toplumunda ne sorun varsa Türk Edebiyatı’nda da o sorun vardır.

Türk Edebiyatı’nın sorunu, başkasının gözündeki kıymığı görmek ama kendi gözündeki kütüğü yok saymaktır.

*

Piyasa Edebiyatı- Edebiyat piyasası her türlü tüyler ürpertici olayın normal karşılandığı, “tüyler ürpertici” bir dünyadır.

Türk Edebiyatı’nın sorunu Piyasa Edebiyatı-Edebiyat Piyasası’nın kendisidir. Çünkü Piyasa Edebiyatı’nda bir şair-yazarın özgürlüğü, ancak “kılı olacağı popoyu seçme özgürlüğü”dür.

Kaynaklar

  1. https://www.youtube.com/watch?v=W6rHU6JDJpQ
  2. http://haber.sol.org.tr/blog/kent-kultur-sanat/taylan-kara/yunus-nadi-odullerini-neden-hep-can-yayinlari-alir-116864
  3. http://www.insanbu.com/eski/a_haberdfaf.html?nosu=1672
  4. https://www.kongar.org/medyanotu/448_Dogan_Hizlan.php
TEILEN
Önceki İçerikYine Tutunamayanlar, Yine Ulysses
Sonraki İçerik“O Ki, YARATTIĞI HER ŞEYİ GÜZEL YAPTI.”
Taylan Kara
TAYLAN KARA Cölanj, Poe'nun Kuzgunu, Böyle de Buyurabilirdi Zerdüşt, Vasatlığa Giriş Dersleri, Vasat Edebiyatı 101 kitaplarının yazarı. Yazıları Solportal ve insanbu.com'da yayımlanmaktadır.