Asıl Kısır Olan, Tartışma Değil Tartışanlar:

(Dikkat dikkat! Bundan sonrası espri değil felsefe içerir.)

Evrim kuramına göre ikisi de doğru değil; çünkü birinin diğerinin öncülü olduğu, iki olasılıkta da bir ilk tavuk ya da bir ilk yumurtanın varlığı varsayılıyor. Evrim kuramına göre ilk tavuk da yok ilk yumurta da; çünkü tavuğun da yumurtanın da çıkışı, kuşların yakın atalarının (dinozorlar) evrimiyle ilişkili. Dinozorlar bir yandan kuşlaşıp kuşlar da sonradan tavuklaşırken, yumurtaları da dinozor yumurtasından tavuk yumurtasına döndü. Evet, aslında bahçenizde bir dinozor besliyorsunuz. Buna dayanarak, evrimin tersine döndüğü bir bilim-kurgu senaryosu yazabilirsiniz. Kimse izlemezse ben yine de izlerim…

İlk İnsan Var mı?
Peki bu yaklaşıma göre ilk insan var mı? Yok. Çünkü evrim, kesikli (discrete) değil, sürekli. Fakat kuramsal bir açıdan bakarak, ilk insanı, insan olduğunun bilincine varan ilk canlı olarak tanımlarsak, ilk insan, evet var. Peki ama bir canlının bilinçli olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Bu soru, bilişsel bilimlerde çokça yanıt verilmiş olmakla birlikte tümüyle çözümlenememiş bir bulmaca. Üstelik, bilgi felsefesi açısından bakarsak, empirik olarak olmasa da, teknik olarak, bir canlının insan olmadığı halde kendini insan sanması olasılığı var. (Önceki cümle esprili gibi oldu, kabul ediyorum.) Demek ki, tanıma, insan bilincine ek olarak nesnel koşulları da katmalıyız. Fakat bu nesnel koşulları ilk ‘insan’ın olmadığı zamanlar için nasıl değerlendireceğiz? Dil de, yumuşak dokular da fosil bırakmıyor. Bir bulmaca daha…

Emek
Marksçı kurama göre, tavuk da yumurta da insan emeğinin bir ürünüdür. İşin aslı, bu sorunun, tarım toplumları öncesinde, diğer bir deyişle, insansoyunun avcı-toplayıcı döneminde hiç bir anlamı olmayacaktı; çünkü tavuk da yumurta da, aslında tarım toplumunun ürünü. Bu soruyu kuramsal açıdan soruyorsak, tavuğun kendisi, insansoyunun tarımla uğraşıp hayvanları evcilleştirmesinin doğrudan bir sonucu – ki kimi araştırmacılara göre, kedi, köpek, tavuk vb. gibi evcil hayvanlar, yalnızca kendileri evcilleşmediler, insanları da evcilleştirdiler, ama insanların bundan haberi yok.

Ekonomik Açıdan
Bu soruyu, ekonomik açıdan soruyorsak, tavuk da yumurta da, tüketilebilmek için insan tarafından işlenmeyi gerektiren hammaddelerdir. Oysa avcı toplayıcı toplumda, besinlerin çoğu ya hammaddeydi ya da metalaşmak için çok kısıtlı bir işlem gerektiriyordu. Yine de, avcı-toplayıcı ekonomi bile, insan emeğinin ürünü. Neden mi? İnsan emeğinin ürünü olmasalardı, bugün meyve, sebze ve yaban ortamdan edinilen etler bedava ya da çok ucuz olurdu. Oysa, avcılık da toplayıcılık da çalışmayı gerektirir. Üstelik, meyveyi kendi bahçenizde yetiştirseniz bile, doğal olarak yalnızca yağmur suyuyla büyüse bile, meyveyi pazara götürmek için karşılamanız gereken ulaşım gideri, yine de insan emeğini gerektirecektir. Zaten taşımadan önce, toplama da insan emeğini gerektiriyor. Dolayısıyla, tavuk da yumurta da, insan emeğinin ürünüdür.

3. Halin Olabilirliği
Aristo mantığı, 3. halin olmazlığına dayanıyordu. Bu soru da ona dayanıyor. Oysa gerçek yaşamda, birçok sorunun yanıtı, 3. seçenektedir: “Ya o … ya da …” yerine “Hem o… hem de o…” ve “ikisi de değil” gibi seçenekler düşünülmelidir.

Sonuç
Buradaki görüşlerden çıkarılabilecek sonuç şu: Tavuk-yumurta sorusu, kısır bir tartışma örneği olarak veriliyor; oysa bu tartışmayı kısır yapan, tartışmanın kendisi değil, bu tartışmanın kısır olduğunu sananlar…

TEILEN
Önceki İçerikPaul Celan: Bademlerden Sayarak Seni Hata mı Ettik Acaba?
Sonraki İçerikÜzücü Nimetler: Sen Zehirden Tatlı Tatlı Bahsedemezsin…
Ulaş Başar Gezgin
1978’de İstanbul’da doğdu. Türkiye, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 15 yıl ders verme deneyimine ve Yeni Zelanda (doktora), Avustralya (ortak proje) ve Latin Amerika’da (gazetecilik) araştırma deneyimine sahip bir akademisyen-yazardır. Araştırma ve öğretim konuları, iletişim, psikoloji, eğitim bilimleri, şehir plancılığı, Asya çalışmaları vb. gibi geniş alanları kapsamaktadır. Eğitimini Darüşşafaka, Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ ve yurtdışında tamamlayan Gezgin’in yayınlanmış 13 kitabı ve çok sayıda kitap bölümü, makalesi ve gazete yazısı vardır. Akademik çalışmalar dışında, çeşitli dergi ve gazetelere köşe yazıları yazmakta; şiir, şarkı sözü ve deneme türlerinde yapıtlar vermekte ve çeşitli ülkelerden şairleri Türkçe’ye kazandırmaktadır.