yazamazsam ölür müyüm?” / rainer maria rilke (1875-1926)

yazmasam çıldıracaktım.” / sait faik abasıyanık (1906-1954)

I/

yeti. doğuştan. salt çalışarak olmaz; gayri herkes anlasın (‘yazar adayı!’ da)

önü-sonu sayrılık (dillense de ‘sağlık’ kazandırdığı, kesinkes yalan.) içi-dışı dil. hepi-topu ‘söz’cük. köz iş: işçilik ya da yaratı (‘yaratıcı işçi’ye söz yok.)

az, çok, az-çok, çok az keyif: yayım ve yayın (ün, para, konum, falan-filan, azın ‘şans’, çoğun ‘tezgâh’ ––––yazanlar alınmasın; “kendi(ni) bil”ir zâten yazarlar…

gün ve gece yitimi ve de ömür ––‘zaman’ hiç! ‘her ân’ın sûr borusu: kıyâmet ve sırât ve arâf ve… akıl kârı bir ‘hayat’ değil; zararına duygu, duyu: sağır, âmâ, lâl son im. hısımsız hasım dört yanı: ateş ve kül. sancı, sızı, ağrı, acı: dert sahibi. ne saltık ego ne de süper-ego: id: saldırgan, aç hayvan hep, hep; herhep! yazı: yazım. yazın: yazgı. yazar: tanrıtanımaz tanrı.

yazmak, kanamaktır.

II/

yeti yitimi. sonradan (ve önceden) sayrılığın sayrılığı! yarı-ölüm; tam ölüm (belki de ‘huzur!’)

tabula rasa” ile tükenmez kalem aşkı (gör-kudur!) hakikât ile ‘esin perileri’nin ‘yazar-öte özgürlük zamanları.’ örgen durağanlığı ve yitimi (eller, gözler; dahası bellek, us, duyu vs. vs. vs…) kalakalma: en çok şok! bir utanma-sıkılma-daralma hâli ya da bağımsızlık savaşımı utkusu! sevapkâr sadakasının günahkâr diyeti (paradoksal sevinç ve hüzün!)

bin bir bambaşka ‘hayat’a yolculuk ‘fırsat’ı (değerlendirme çağı: yeni, yepyeni…)

suskun mutluluğu beynin [bir karşı(t) bakış] ya da beyin-ölümü ––bitkican!

yazar olup da yazamıyorsa kişi, bitti!” demek de ne; yazdıklarına say; herkes ölür.

ağır ağıt, uzun hava, zılgıt ve sus!

ses de biter er-geç, söz de.

III/

yeti-katili ya da ‘dünyasever!’ keyfe keder bile değil kâğıdı-kalemi: ey en gönüllü pek erken emekli! kül’den kaçan köz ––––‘gül’ meğer…

hayat’ nimeti düşkünü (yargısız suçsuz.) canı can çeken firâri: özgürler kralı! ne kâbil ne babil ne ebabil: her harfi gayri sebil; her yazısı hayrat, hoyrat ‘insan’a: bedâva!

gamsız kuş ––‘baykuş’ değil imdi: gecesini gece, gününü gün edecek… ‘köz-iş’i yok: kendi patronu: iş, aş, aşk şimdi gönlünce! ‘özgür istenç’in öznel neşesi. dertsiz baş. mutluluk(…) düşüne ilk koca adım! ‘kanamasız yolcu(luk)’: cennet, hep cennet; herhep cennet! artık sevebilir ölüm(ün)ü ve tanrı’yı, söz(cük)süz: ruhla! öper ha öper alnından ölümsüzlüğün! ne dağ ne kuyu; ne kan ne ter. sığ sularda serinleme çağı: pek hoş!

yazan yazsın; o’na ne!…

***

TEILEN
Önceki İçerikTaksim’deki Suriyeliler: Irkçılık, Ayrımcılık ve Sınıfsal Bakış Üzerine
Sonraki İçerikİKÜ AKINGÜÇ SANAT KOLEKSİYONU İKÜSAG’DA
Tan Doğan
17 Ocak 1961 yılında İstanbul'da doğdu. Göztepe Pansiyonlu İlkokulu'nda, Haydarpaşa Lisesi'nde, Kâzım İşmen Lisesi'nde ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde (Sistematik Felsefe ve Mantık) ve Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde (İşletme Yönetimi Anabilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Denetimi Bilim Dalı) öğrenim aldı-öğrenim verdi.