Salgın üzerine kanaat bildirenler, viral olaylar üzerine hayatı boyunca düşünmüş olan Baudrillard’a tekrar dönebilirler. Onun geçerli bazı kehanetler ortaya koyduğunu bu sırada fark edebiliriz. Sadece biyolojik olana değil, bilişsel, bilimsel, siyasal, kültürel yapılara da bulaşan virüsleri biçimsel olarak ayrım gözetmeden anlatır. Bağışıklık sisteminin her alanda kaybolması üzerine yazar. Yeryüzüyle “yanlış ilişkiler” kuran insanların neden oldukları durumlar hakkında düşünür. Genel bir “felaket senaryosu” etrafında farklı biçimlerde ve ağlarda yayılan viral yapılar düğümlenirler. Biyolojik virüsler, kanser hastalığı, bilgisayar virüsleri, çevresel sorunlar veya terörizm eşbiçimli görüngüler sayılabilirler. Tabiatları farklı salgınlar garip bir dolayım içerisinde diğerinin nedeni veya sonucu olabilir. Metonimik bir işleyişte, nitelik olarak karşılaştırılamayacak olgular aynı nedenselliğe sahip olabilirler. Karmaşık bir mecaz-ı mürsel içerisinde tüm viral yapılar birbirine dönüşebilirler.1 Bu sırada gerçekleşen bünyevi çöküş halinde yüzeye çıkan ve terörist eylemlerle ayırt edilen olgular için ne kadar önlem alırsanız o kadar yeni zemin kazanabilirler. Baudrillard, umut vaat eder görünmemek için belki, mevcut ve tek biçimli yaşam biçimleri değişmedikçe bu gibi viral genişlemeye karşı tekrar bağışık olamayacağımızı söylemeden bırakır.

Baudrillard, fazla yakın oldukları için birbirlerini hasta eden kalabalıklar üzerine düşünür. Fazla yakınlık, bedensel ve zihinsel bağışıklık yapılarını yok eder. Mevcut bir zafiyette kolaylıkla yayılabilen viral unsurlar, düşünceye, zihinsel yetilere yerleştiğinde, felsefecilerin, aklın işleyişi üzerine söz söyleyenlerin sessizleşmesine neden olurlar. Öyle ki böyle zamanlar komplo teoricilerini daha haklı gösterir gibi olur. Çünkü varoluşun özneleri ve nesneleri akıllarını kaybetmiş gibi davranırlar. Bu durumda Franco Berardi’nin İtalya’daki salgın günlüklerinde ayırt ettiği “psiko-virüs” ile “gerçek-virüs” arasında bir geçişlilik ortaya çıkar. Akli yetilerin yörüngeden çıkmasıyla, bilincin erimi bilinçdışına terk edilir. Sözgelimi her felaket durumunda makarna ve tuvalet kâgıdı stoklayanların davranışları bilinçdışı bir güdünün sonucudur. Tüketiciler böyle zamanlarda tüm yiyecekleri kendisine saklayan bazı hayvanlar gibi davranırlar.

Viral durum, yine Berardi gibi söylersek, bilgi ağlarındaki “enfo-virüs”lerin davranışlarına yeni boyutlar kazandırır. Anaakım kanallardan veya sosyal medya üzerinden sürekli güncellediğimiz bilgilerimiz sayesinde, biyolojik virüsün bulaştığı kişilerin, yapılan testlerin, ölüm vakalarının sayısını ve seyrini çok iyi bilsek de, bu virüs işler halde olduğunda en kötü senaryo haber değeri kazanır. Kuşkusuz resmi açıklamalar türlü çarpıtmaların zemininde ifade bulsalar da, viral bilgi tüm haber kanallarına yönelik güvensizlikten, en kötü olasılığa bir komplo teoricisi gibi sahip çıkmamıza neden olabilir. Resmi ağızla uyumlu kimseler ise durumu tersi yönde ufaltmaya çalışarak bir başka aşırılık üretirler. Her iki türlü de habere erişimin hiperbolik ifadeleri olan bu yorumlar, bilgiye ve bilginin yayılmasına dair yüksek bir bağışıklığın belirtileridir. Yani sahici bilgi, haber veya bilimsel veri denilen, ideolojilerin, söylemlerin her zamanki gibi çok gerisinden gelirler. Virüsler, bağışıklığın kalktığı bir yüzeyde serbest dolaşırken, zihinler çok eski yatkınlıklar içinde mevcut inançlarıyla uyumlu bilgileri içeri alırlar. Baudrillard için, bilimciler de, hem dert hem de deva konumundan, biraz da ikiyüzlü bir zaviyeden konuşarak, sıhhatini yitirmesinden sorumlu oldukları bedenlere ecza sağlamaya çalışırlar. Viral koşullar, “bedeni korumak ve himaye etmek için gözü dönmüş bu sistemin parçası” sayılmalıdır. Onun kehanetleri arasında bilimin bu ikili işlevi sıkça dile gelir.

Aşırı korunmuş bir alan içinde beden tüm savunma sistemini yitirir. Ameliyat salonları öyle korunur ki hiçbir mikrop, hiçbir bakteri hayatta kalamaz. Oysa gizemli, anormal viral hastalıkların burada doğduğu görülür. Çünkü virüsler, boş yer buldukları anda hızla çoğalırlar. Eski enfeksiyonlardan arıtılmış bir dünyada, “ideal” bir klinik dünyada, mikropların öldürülmesinden doğan, ele gelmez, amansız bir patoloji yerleşir. (1995: 61)

Viral durum ortaya çıkınca, toplumsal bilinçdışı da serbest kalır. Stokçuluk bunun sadece bir görünümüdür. Bu sırada ortaya çıkan olağanüstü hal içerisinde bilinçdışının arzu nesnesi olarak virüsler, “anlamsızca çoğalırlar”. Virüslerin hangi hızla çoğaldığını, ülke haritaları üzerinden izleyenlerin arzusu da bu olguya teslim olmuş gibidir. Baudrillard’ın bilgisayar virüsleri hakkındaki fikirleri biyolojik olanların yarattığı durum için de geçerlidir: “Bu sistemin gizli patolojisinden, o güzelim makinelere girip bunları bozan virüslerden de zevk alıyoruz.” (1995: 40) İzleyici, kısa zaman aralıklarıyla dünyanın hangi ülkesinde kaç kişinin hastalığa yakalandığını ve kimin öldüğünü gerçek zamanlı olarak öğrenir.

Ama haberin bu kadar hızlı bir şekilde bizlere ulaşması zaten o virüsün kök nedenlerinden birisidir. Edindiği bilgilerle ne ölçüde aydınlandığını bilmediğimiz eski veya yeni medya alıcısının, kendisini yakalamak üzere olan viral yayılmanın sorumlusunun bu haberdar olma arzusu olduğu en son aklına gelir. Bir şeyler yerken bir yandan da genel duruma dair dakika ve sonuç alan bir izleyicinin tavrı ile canlı yayında savaşlara tanık olanların veya yol ortasında kaza geçirmiş kimseleri elleri arkasında bağlı şekilde bakınanların kayıtsızlıkları çok farklı sayılamaz.

Kaynakça

Baudrillard, Jean (1995). Kötülüğün Şeffaflığı: Aşırı Fenomenler Üzerine bir Deneme, çev. Emel Abora ve Işık Erdüden, İstanbul: Ayrıntı.

Berardi, Franco (2020). “Psiko-Deflasyon Günlükleri”, çev. Gözde Erdoğan ve Çağrı Uluğer, Terrabayt.com.

1 Bağışıklık, hastalık, salgın ve viral olgular üzerine Özen B. Demir’in Biyopolitika ve Queer: AIDS Krizi, Bağışıklık ve Ötesi (Nika, 2019) adlı metni oldukça önemli değerlendirmelere sahip bir çalışma olarak önerilebilir.