Bir okurun sanat eleştirisinden beklentisi nedir? Konu ile ilgili detaylandırılmış bilgi, konu ile ilgili yazarın düşünceleri, bu düşünceleri destekleyen örnekler ve açıklamalar, eleştirilen konu ile ilgili çözüm önerileri şeklinde liste okura göre uzayabilir. Ancak okurun bir sanat eleştirisinden beklediği kesinlikle komplo teorisi1 değildir. Çünkü eleştiri yazısında komplo teorisi yazıyı bayağı bir görünüme sokar. Bilgisizce yazılmış bir sanat – piyasa eleştirisi ise okuyucuda trajedi etkisi yaratır.

Gülseli İnal’ın Ek Dergi’de yayınlanan “Alice Contemporary İstanbul’da”2 yazısı da içerdiği komplo teorileri ve sanata olan sığ bakış açısı ile beni dehşete düşürdü. Başlık insanı bir kritik okuyacağı hevesi ile içine alıyor sonra yazının içeriğinde kullanılmış iktidar dili olan “dış mihraklar, ajanlar, savaşıyoruz” kelime öbekleri içerisinde ben ne okudum şimdi diyerek yazıyı bitirmiş oluyorsunuz. Yine yazıda görülüyor ki Gülseli İnal, sanat ile ilgili güzellik beklentilerini sıralarken Sanat Tarihi’nin akademiye karşı çıkan, klasik güzellik anlayışını reddeden koca bir modern döneme ve ardından gelen çağdaş sanata sırtını dönüyor. Öyle ki bu dönemler Sanat Tarihi’nde bir dönüm noktası olan ve güncel sanat konuşurken sürekli referans verdiğimiz Duchamp’ı , Dada’yı, hazır nesne kullanımı kapsıyor. Günümüzde sanat eleştirisi yazmaya çalışan birisinin yok sayamayacağı kadar önemli detaylar bunlar.

Bu nedenle İnal’ın sanat nesnesi olarak görmeyi umdukları ile bir sanat sever olarak çağımızda pek tatmin olacağını sanmıyorum. Ancak bunu hazırlayan etmenler iddia ettiği gibi dış mihraklar ya da ülkemizdeki sanat ajanları değil de bir pisuarı ters çevirerek imzasını atıp ona sanat eseri ünvanı kazandıran Duchamp’tır belki de. Yani ajanın başı Duchamp olabilir! Belki de o ajan sınırlı sayıda dışkısını “Artist’s Shit” olarak 1961’de piyasaya süren Manzoni’dir kimbilir.

Gülseli İnal belli ki yazısı ile “kral çıplak” demeye çalışmış ancak Kral Çıplak demeden önce kralın çıplaklığını gerçekten idrak etmek gerek diye düşünüyorum. Örneğin, galeri anlaşma yaptığı sanatçının doğal yeteneğini tek başına öldürmez, sanatçı da izin verirse bu gerçekleşir. Bu dış güçlerin bir oyunu değil galerici – sanatçı el ele verilerek gidilen bir sonuçtur. Çünkü Tanrılar daha fazla şöhret ve para istiyor!!

Başlığı ilgi çekici ancak içeriği hayal kırıklığı olan bu yazıyı geçip fuara gelecek olursak. Contemporary İstanbul son birkaç yıldır yazılarımda da belirttiğim gibi giderek kan kaybetmiş, sanat fuarından çok evlerin, ofislerin ve otellerin dekorasyonunu düzenlemeye olanak sağlayan bir fuar halini almıştır. Öyle ki fuara katılan yabancı galerilerin bile son birkaç yıldır önceki yıllarda satamadıkları işler ile tekrar tekrar sahneye çıktıklarını görmek mümkün. Bu yüzden fuar son zamanlarda izleyiciyi heyecanlandırmaktan oldukça uzaktır.

Anissa Touati

Yeni CI küratörü Anissa Touati’nin tepki çeken röportajında fuar bilet rakamları ile ilgili burjuvazistce yaptığı açıklamalar bana kalırsa biraz da bu yüzden tepki gördü. Fuarın bize sundukları ortadayken bir de yeni küratörün çıkıp sınıf ayrımı yapmak için bilet rakamlarının yüksek tutulması gerektiğini söylemesi seçilmiş küratörün, fuarın geçmiş yılları ile ilgili hiçbir bilgisi olmadığını gösteriyor. Bu nedenle Anissa’nın biraz ders çalışması gerektiğini düşünüyorum. Bir röportaj sırasında kendisine verilen birkaç sanatçı ismini sayması bu fuar için yeterince çalıştığını göstermiyor malesef.

Anissa Touati CI küratörü olur olmaz açıklamaları ile sansasyon yarattı. Umalım da kalan enerjisini aynı işleri görmekten sıkıldığımız fuarın bilet ücretinin ne kadar olacağını düşünmeye değil de CI için daha ilgi çekici fikirler üretmeye harcar. Türkiyeli sanatçılar için söylediklerine ise sanatçılarımızdan bir tepki gelir mi bekleyip göreceğiz.

1 Bir olayın veya durumun, diğer açıklamalar daha olanaklı iken genelikle siyasal güdülere sahip, kötücül ve güçlü aktörlerin komplolarına başvurarak açıklanmasıdı. (https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvS29tcGxvX3Rlb3Jpc2kjY2l0ZV9ub3RlLTM)

2 http://www.ekdergi.com/alice-contemporary-istanbulda/

TEILEN
Önceki İçerikCéline – ÜSLUP ÜZERİNE (1957-Türkçe Altyazılı)
Sonraki İçerikRope: Böyle Buyurmadı Zerdüşt
Meltem Tüzün
1988 yılında İstanbul’da doğdu. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden 2013 yılında mezun oldu. 2014 yılında EVS projesi ile 8 ay İtalya’nın Palermo kentinde yaşadı. Çeşitli Sanat Galerileri’nde galeri asistanlığı ve yöneticiliği yaptı. Online platformlarda Güncel Sanat yazılarını yayınlamaya devam ediyor.