Geçtiğimiz günlerde ilk kez bir yapay zekanın ürettiği bir portre müzayedede satışa çıkarak  432 bin dolara alıcı buldu. Durumun ilk kez gerçekleşme özelliği ve tablonun tahmin edilenin çok üzerinde bir fiyata alıcı bulmuş olması haberin oldukça popüler olmasına neden oldu. Peki ya sanat tarihçiler ve eleştirmenler bu durumun sanat tarihini  ne yöne evriltebileceği konusunda ne düşünüyor, henüz pek bir açıklama yok. Ancak bana kalırsa bu gelişme Sanat Tarihi’nde bir müzayede sırasında “Banksylenme” kadar dönüm noktası olmaya oldukça yakın ve sanat piyasası için ürkütücü olabilecek sonuçlara yol açabilir.

New York’daki Christie’s müzayede evinde satılan Edmond Belamy’nin Portresi adlı tablo, Paris merkezli Obvious adlı sanat kolektifi tarafında geliştirilen bir yapay zeka programının imzasını taşıyor. Yapay zeka algoritması 14. ve 20. yüzyıllar arasında yapılan 15 bin portreyi içeren bir veri tabanına sahip. Algoritma portreyi üretebilmek için kendi resmini veri tabanındaki diğer resimlerle karşılaştırarak değiştirdi ve artık bir değişiklik yapamadığı noktada resme son halini verdi.

Yapay zekanın ürettiği portre müzayedede bir Andy Warhol baskısı ve Roy Lichtenstein’in bronz bir işi ile birlikte satıştaydı. Warhol 75 bin dolara, Lichtenstein 85.500 dolara alıcı bulurken yapay zekanın 432 bin dolara alıcı bulması akıllarda ciddi soru işaretleri bırakıyor.

Sanat piyasasında son yıllarda ciddi rakamlar dönüyor, sanatçılar bile artık kendi önemlerini eserlerinin ne kadar yüksek miktarlara satıldığı konusunda vaazlar vererek anlatıyorlar. Günümüzde eserin niteliğinden çok  “yaşayan en pahalı sanatçı” ünvanı almak daha önemli bir hale gelmiş durumda. Hal böyleyken bir yapay zekanın üretmiş olduğu portrenin eser olarak kayıtlara geçmiş olması ve oldukça yüksek bir rakama satılmış olması bana kalırsa sanat tarihi açısından ciddi bir kırılma noktası ve ürkütücü olan ise bunun devamının gelecek olmasıdır. Artık sanatçılar eserlerini bir yapay zeka ile yarışa sokacak hale mi gelecek, yapay zekanin ürettiği tabloların satışı piyasada daha fazla yer bulmaya başlayacak mı bunlar oldukça önemli sorular.

Baudelaire’in modernizme geçiş sürecinde özellikle sanat alanındaki değişimlerle ilgili sorguladıklarının ve yaşadığı sancıların daha ağırı belki de yaşadığımız dönemde yapay zekaya karşı bizleri bekliyor. Bir nesne nasıl sanat eseri olarak nitelendirilebilir, bunu kim belirliyor, sanat eserinin biricikliği mi, sanatçının imzası mı yoksa müzayedelerde esere biçilen rakamlar mı? Öyle görülüyor ki bu sorular yapay zekanın sanat üretimine başlaması ile daha çok sorulacak ve yine müzayedelerde anons edilen  satış rakamları oldukça büyük ölçüde karar mercisi olacak.

Benim açımdan başka bir merak konusu ise yapay zekanın gelecek üretimlerinin bir önceki üretimleri ile biçim bakımından benzer olup olmayacağı. Günümüzde seri üretime geçmişcesine yıllardır aynı işleri üretip, üzerinden para kazanan sanatçılar ile yapay zeka yarışabilir mi bundan pek emin değilim.

 

TEILEN
Önceki İçerikTEZEK SIVALI EVLERDEN CUMHURİYET AYDINLIĞINA
Sonraki İçerikTARİH, FOUCAULT VE SOYBİLİM
Meltem Tüzün
1988 yılında İstanbul’da doğdu. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden 2013 yılında mezun oldu. 2014 yılında EVS projesi ile 8 ay İtalya’nın Palermo kentinde yaşadı. Çeşitli Sanat Galerileri’nde galeri asistanlığı ve yöneticiliği yaptı. Online platformlarda Güncel Sanat yazılarını yayınlamaya devam ediyor.