Zülfü Livaneli’nin sesi ve müziği ile “Mesleğimiz umut bizim” diyor, Ülkü Tamer, “Kuranlara selam olsun.

Selam olsun dağa taşa
Yâranlara selam olsun
Ormandaki kurda kuşa
Cerenlere selam olsun

Umut kurmak, en çok “yâran”a karşı bir sorumluluk elbette. Yani ortak amaç için bir araya gelmiş dostlara. Yoksul halka, onurlu insanlara, emekçilere.

Koşullar ne kadar kötüyse, umut yaratma gereksinimi de o kadar yüksek oluyor. Hatta Yaşar Kemal’e göre, durum ne kadar umutsuzsa, o kadar güçlü doğuyor umutlar. Çünkü insan, umutsuzluktan umut yaratan bir canlıdır.

Yer demir gök bakır kesildiğinde, şartların en zor, imkanların en kısıtlı olduğu durumlarda, insanlar aklın ve mantığın sınırlarını da aşarak yakalıyorlar umudu. Gerekirse mitler, efsaneler üreterek onlardan medet umuyorlar.

Yer Demir Gök Bakır romanında olduğu gibi, otuz yıldır tanıdıkları, kendi köylerinde doğmuş büyümüş bir adamdan bir ermiş yaratıyorlar. Gerçekten inanıyorlar onun ermiş bir kişi olduğuna, kendilerini kurtarabileceğine.

Kötü koşullar, böyle “ermiş”lerin olduğu gibi efsaneleşen halk kahramanlarının da ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Güzel müziklerin, hayata dair romanların, görkemli resimlerin üretilmesi, nitelikli sanat yapıtlarının kitleselleşmesi mümkün olabiliyor böyle günlerde.

Hızlı değişim günlerinde, yani “büyük gün”lerde, mesleği umut yaratmak olmayanlar arasından bile, nitelikli yapıtlar üretenler çıkıyor. Balzac gibi, Dostoyevski gibi.

Yolculardan hancılardan
Soranlara selam olsun

Kaos günlerinde insanların batıl inançların peşine mi, halk kahramanlarının yoluna mı sapacağı konusunda, o güne kadar biriktirilmiş değerler belirleyici oluyor.

Örneğin, büyük bir deprem sonrasındaki can pazarını yaşamış olanlar bu gerçeği açıkça görmüştür. Bazı kişiler enkaz altında kalan kadınların kolundan bilezik çalarken bazıları kendi hayatını tehlikeye atarak hasarlı binalardan yaralı kurtarır. Bazı kişiler karaborsa su satarken, bazıları onların elinden suyu zorla alıp halka dağıtır. Bazıları kendini güvende hissetmek için dağıtılan yardımlardan daha fazla pay almaya ve stok yapmaya uğraşırken, bazıları yardım dağıtım işinde gönüllü çalışır. Hayat sarsılmadan önce neler ne kadar biriktirilmişse ortaya çıkar: Kalleşlik, bencillik, dayanışma bilinci, yiğitlik…

Bu nedenle, mesleği umut olanlar, oturup büyük günleri beklemezler. Koşulların elverişli hale gelmesini de beklemezler. Onlar için her gün, “büyük gün”e hazırlık günüdür. Henüz “imkansız”ken isterler güzel günleri.

Çünkü “imkansız” diyenlerin aslında bir durumu değil, kendi görüşlerini dile getirdiklerini bilirler. Sadece bu koşullarda yapılabilecekleri gören, koşulların değişmesini kabul etmeyenlerin görüşüdür, “imkansız”. Veya bunu hayal edemeyenlerin.

Oysa bu koşullarda gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayale giden yolda, hemen yapılabilecek bir iş vardır mutlaka. O yönde atılacak her adım, çıkılacak her basamak, bir sonrakine sıranın gelmesini sağlayacaktır. Böyle ilerledikçe, hayal denen şey, herkesin görebileceği şekilde mümkün hale gelecektir.

Bu nedenle, mesleği umut olanlar, her zaman “hemen şimdi” derler. İmkansızı isterler.

Kar altında deniz düşü
Kuranlara selam olsun

 

[email protected]

***************

https://www.youtube.com/watch?v=t1TykytXvDQ

#ÜlküTamer

                           

TEILEN
Önceki İçerikASLI SERİN ŞİİRİ’NE YAKLAŞTIĞIM YERDE
Sonraki İçerikYeni ve “farklı” dergi Trip; bilim, sanat ve müzik kültürünü sentezliyor
Zafer Köse
1970 yılında Bursa’da doğdu. Öğrencilik hayatına dokuz yıl yaşadığı Almanya'da başladı. Gemlik Ortaokulu'nu ve Bursa Demirtaşpaşa Endüstri Meslek Lisesi'ni bitirdi. 1992'de Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi'nden mezun oldu. Cumhuriyet, Vatan, Birgün, Radikal, Sol, Yurt gazetelerinde ve internetteki Sol Kültür, İlerihaber, İnsanokur, Kitapeki, Sevdalım Hayat yayınlarında kitaplar üzerine yazdı. Ayrıca, deneme ve öyküleri Maviada, Sanat Cephesi, Nikbinlik, Bağlaç, Edebiyat Nöbeti dergilerinde yayımlandı. Evin Yolu kitabındaki bir öyküsü "Sınır Tanımayan Kelimeler" (Words Without Borders) oluşumu için İngilizceye çevrildi. Kitapları: Kuş Sesleriyle Direnenler, roman, Siyah Beyaz Kitap, Aralık 2014 Yıllarca, roman, Siyah Beyaz Kitap, Ocak 2012 Fabrika Yolu, öykü, Siyah Beyaz Kitap, Ekim 2010 Sarsılmak, roman, Siyah Beyaz Kitap, Kasım 2009 Son Ozan Livaneli, deneme, Mevsimsiz Yayınları, Ekim 2007 Evin Yolu, öykü, Mevsimsiz Yayınları, Mayıs 2007 Söz İstiyorum, roman, Mevsimsiz Yayınları, Mayıs 2006