Sanat; topluma ve birebir insana yönelik tinsel ve duyusal ve düşünsel içerikli dürtü yaratma çabasıdır. Bu yazı ile sanat niteliği belli olan eser üreten sanatçı ve bunların farkında olma özelliğine sahip sanatsever, özelde de sanat ve bu sanatla bir üst dereceden ilgilenen interaktif sanatsever kavramında bir gezinti yapacağız. Ortada sanat, sanatçı ve sanat eseri varsa kaçınılmaz olarak bu sanatı seven sanatsever olacaktır. Herkesin kendini sanatsever olarak nitelemesi çok doğalken, sanatsever cephesinden konuyu biraz daha yukarıya taşımaya çalışmaktayım.

Büyük ve kapsayıcı bir olgu olan “Sanat” konuşma hakkı; sadece sanatçıların, akademisyenlerin veya bu piyasada bir şekilde etkin olduğunu sananların değil, tam tersi konuya ilgi gösteren herkesin doğal hakkıdır. Buna sanatsever ve özellikle “İnteraktif Sanatsever” de dahildir.

Bir konu “Üzerine Konuşmak” , ‘Hakkında Konuşmak” ve “İlgili Konuşmak” farklı Düşünce/Zihin/Bilgi/Donanımlar gerektirir. “Bir Konu Hakkında Konuşmak” daha çok sistematik ve kuramsal bir örgü içinde oluşurken, “Bir Konu ile İlgili Konuşmak” daha genel, esnek ve rahat bir yöntemle gerçekleşir. Bir konu ‘Hakkında Konuşma”; temeli “Varlık, Öz ve Esas”a dayanan yeterli donanımla sağlanırken, “Üzerine Konuşma”da ise ; “Varlık, Öz ve Esas”ı tek ve esas kabul etmeden, odağa almadan, kuramsal açıklamalarda bulunmadan ve konuya çok sıkı sarılmadan mevcutla güncel üzerinden konuyla bağlantılar kurulmaktadır.

Sanatın özünün hissedilip kavranarak bu hissedişleri ortaya konulması sadece sanatçıların, akademisyenlerin veya bu piyasada olanların hakkı olmayıp, kuramsal bilgisi olsun/olmasın, sıradan bile olsa kim sanat üzerine bir şey söylüyorsa; söylenenleri o söyleyenin çapı/donanımıyla sınırlama getirmeden geniş boyutta değerlendirmek gerekir. Bırakın, söylesin! Önemsememezlikten ve görmemezlikten gelinen, kuramsallıkla anlatamayan bu toplam; o kişi ve toplumun sanat düzeyi ile ilgili ilk sinyalleri verir.

Bir şekilde sanatın bir kısmı ile ilgili bilgilere sahibi olmak; Dünya’daki sanatla ilgili her şeyi bilmeyi, anlamayı ve çözmüş olmayı sürekli yüksek sesle ilan etmeyi ve bunu etrafa değişmez kurallar gibi dikte ettirmeyi gerektirmez. Kişi bu olumsuzluğun farkına varmazsa, kişide hızla kendini beğenme ve üstün görmenin yanında başkalarını küçük/hiç görmeye sebep olabilecektir. Bunun yanında sağlanan başarı; çevresindeki kişileri bilgisiz, hatalı, yetersiz ve hiç sayma eğilime ve buradan da kendisini“ Tek Bilen” düzeyine çıkarıyorsa “Yükseldiğini sanarak farkında olmadan hızla inişe başlamıştır.” demektir.

Bırakın birileri de Sanat Hakkında, Sanat üzerine veya Sanatla İlgili konuşsun ve bildiklerini/bildiklerini sandıklarını açıklasın, kendilerince konuşsun ve onlar da bilsin/bildiğini sansın. Onların da bilmesinin kime zararı vardır? Hiç merak etmeyin, zaten hatalı/yetersiz/eksik konuşan olursa; herkes kimin ne kadar bilip/bilmediğini çok rahat görebilir ve zaman her şeyi yerli yerine koyar. Sanat hakkında, üzerine ve ilgili konuşanların da; bu konuşmalarından sonra yapılabilecek gerekçeli, doğru, tutarlı, düzeyli, seviyeli ve saygılı eleştirileri de aynı ilkelerle ve saygıyla karşılaması gerekir.

Etik-Erdem Terazisi”nde tartılamayan Gurur-Kibir gibi değersizliklerle yapılan Sanat Hakkında, Sanat Üzerine veya Sanatla İlgili konuşma eylemleri ve bunları yapanlardan mümkün oldukça uzak durmak gerekir. Sanat tek sesliliğe değil, çok sesliliğe itibar eder ve çok sesli ortamda büyür. İnteraktif sanatsever haline gelen sanatsever de sanat hakkında konuşması çok doğal kabul edilmelidir.

Tam bu aşamada şu soruyu sorayım; “ Beğenmek bireysel bir eylemdir, isteyen istediğini beğenebilir, bununla birlikte beğenisini de açıklayabilir. Beğenide bulunan estetik-sanat standartlarından yoksun bir beğeniye sunulmuş çalışmaya methiyeler düzerse de haklı mıdır?” Beğenmek sadece görsel olup, sanat dünyasına yeni merak sayan yeni sanatseverler ve alıcılar; içinde bulundukları bilgi eksikliği sonucunda piyasa tarafından bilgi hazzına ulaştırmak için değil, eğlence motivasyonu ile oluşturulmuş bir piyasaya içine çekildiklerini bile fark edemez.

İnteraktif Sanatsever Kimdir? :

Birçok kişinin şu an ilk defa karşılaştığı “İnteraktif Sanatsever” kavramı nedir? Bu kavramın içini neyle doldurulduğunda bu kavram; sanatseverliği de aşarak interaktif sanatseverlik anlamı içerecek yapı olabilmektedir? Sadece ve sıradan sanatsever olmak yetmediği için değil, sanatseverliğin her an kendini geliştirmesi gereken aşamalı bir yapı olduğuna inandığım için bu kavramı kullanmaktayım. Sanatsever olmak bir üstünlük, farklılık veya varlığı herhangi bir şarta bağlı olmadığı sıradan bir durumdur. Herkes kendine sanatsever diyebilir, “Sanatı seviyorum.” diyen de bu sevgisini açıklayabilir/ ortaya koyabilir veya açıklamayabilir. Sanatı sevdiğini söylemek genel bir durumken, bu sevgiyi ortaya koyabilmek de sanat hakkında sahip olunan bilgiye göre aşamalı olup; nasıl okuma yazma bilmeniz her kitabı anlamanızı sağlamazsa, sadece sanatsever olmanız da sanatın büyük fotoğrafını görmenize yetmeyecektir.

Sanatseverin “Sanat-Sanatçı-Sanat Eseri” üçgenine yaklaşabilmesi ve anlayabilmesi için bu konuda bir çaba gerekir. Bu çabayı sadece “Beğendim!” ile sınırlı tutmak “ sanat, sanatçı ve sanat eseri anlamaya yeterli değildir. “Sanatseverliğin içinde doğal olarak interaktiflik (karşılıklı iletişim) zaten bulunmaktayken, siz basit bir dil oyunundan hareketle bir kavram oluşturuyor görünseniz de; bu sadece bilinene yeni bir ad vermektir.” türünden eleştirileri de yapılabilir. Bu ve benzeri soru/eleştirilere karşılıklı açıklamalar / bilgilendirmeler yapılmamasından daha çok, sanatseverlikten adına interaktif sanatseverlik veya ne denilirse densin donanımlı sanatseverliğin sanata ve sanatçıya katkı sağlayacağı düşüncesinden hareket edilmesi gerekir. Bunun kavranmaması, konunun öneminin anlaşılmaması ve bu kavrama uygun sanatseverliğin gelişmemesi halinde gereken sanat-Sanatçı-Sanatsever döngüsünün sağlanması daha uzun yıllar alacaktır.

Sanata ilgi duymaya başladığım zamandan beri kendimi bir sanatsever, ama yaklaşık on beş yıldır “İnteraktif Sanatsever” olarak tanımlamaktayım. Herkes kendisini sanatsever olarak tanımlamasına engel bulunmamaktadır. Ülkenin tamamına yakınının kendini sanatsever olarak nitelemesinin yanında “Sanatı sevmiyorum.” diyene pek rastlanmaz. Nadiren “Sanatı sevmiyorum” diyen çıksa da, bu kişilerin neyin sanat olup/olmadığını, neyi sevip sevmediğini bilmediği ve anlayamadığı ortadadır. Bu karşı çıkışın temeli ideolojik, kültürel vb. karşı koymayla ve yok saymadan kaynaklansa da, her toplumda kendi içinde bulunduğu ortamında dönen bir sanat iklimi bulunduğu ve bu sanatın da hep birlikte teneffüs edilmesine rağmen dışarıdan dikkatli ve duyarlı gözlerce de varlığının algılandığı ortadadır. Sizin yok saymış olmanız bir olguyu ortadan kaldırmaz.

Türk sanatı kavramını kapsamlı bir şekilde ilk kez ele alan sanat tarihçisi olan Josef Strzygowski (1862-1941)’ye kadar sanatın sadece batıda ( O da merkez Avrupa) var olduğu kabul edilirdi. Oysa o dönemde ve öncesinde de bu coğrafyada sanat, sanat eseri ve sanatsever de vardı. Yakın Doğu sanatının Avrupa sanatı üzerindeki etkilerini teşvik eden teorileriyle tanınan Polonyalı-Avusturyalı bir sanat tarihçisi olan Josef Strzygowski olmayan sanatı var etmedi, sadece var olanın dünya sanat tarihine geçmesini sağladı. Birinin yok demiş olması orada sanat olmadığı sonucunu doğurmaz. Esas olan o zaman ve mekânda mevcut sanatın farklı düzeylerdeki sanatseverlerce algılanmış ve yansıtılmış olmasıdır.

Kavramlar:

a) İnteraktif: TDK Sözlüğü’ne göre; her iki tarafın da doğrudan müdahale edebildiği çok yönlü bir iletişim biçimidir. İnteraktif iletişim de hiyerarşi yoktur. İletişim tek değil çift taraflı olarak kurulur. Etkileşimli iletişim genellikle soru – cevap ya da diyalog şeklinde kurulur.

İnteraktif Sanat” ile “İnteraktif Sanatsever” kavramları sanat ve sanatçının niteliklerine farklı bilgi göndermesi taşıdığı için içerikleri, konuları ve etki alanları da farklıdır.

b)İnteraktif (Etkileşimli) Sanat; izleyiciyi sanatın amacına ulaşmasını sağlayacak şekilde dahil eden bir sanat biçimidir. Bazı interaktif sanat enstalasyonları bunu, gözlemcinin veya ziyaretçinin onların içinde, üzerinde ve çevresinde “yürümesine” izin vererek başarır; bazıları ise sanatçıdan veya izleyicilerden sanat eserinin bir parçası olmalarını ister. İnteraktif Sanat; izleyiciyi de sanatın gerçekleştiği süreçte izleyiciyi de sürece dâhil eden bir sanat yapma biçimiyken, İnteraktif Sanatsever sanat yapma aşamasında sürece doğrudan veya dolaylı olarak müdahale etmediği gibi etkileyecek davranışlarda bulunmaz. İnteraktif Sanatseverin sanat kavgası kendi içinde yetkinleşme çabası olarak devam eder.

c)İnteraktif Sanatsever; sadece “Kuru kuru kurbanın olayım. Ben sanatı çok severim.” deyip sanata ve sanatçıya destek olmayan sanatseverlerden değil, elini taşın altına sokan, resim alan, sanatçı takip eden, galeri izleyen, sanata-sanatçıya- gençlere destek olan ve şartların güçlüğüne rağmen bunu sistematik sürdüren sanatseverdir.

İnteraktif sanatseverliğe giden yolda; çağımızda bilginin hızla artması yanında kolayca ulaşılabilirliği ile kocaman bir bilgi dağı ortadayken, bu bilgilere dayanmadan sadece doğal bir eylem olarak yapılan ve gerekçeye dayanmayan sıradan beğenmeyle bir yere ulaşılamayacağının bilmesi gerekir. Sanatseverin; beğenmeyi estetik beğendirmeye dönüştürme gerekliliğinin yollarını araması, yöntem tespiti ve sabırla uygulaması gerekmektedir. Beğenme; sadece görsellik ve duygusal sarmala bağlı kalırsa buradan çıkabilmek çok zordur.

“İnteraktif Sanatsever” sanattan ve sanatçıdan alıp, kendince özümseyerek sanatseverlere sadece bilgi olarak veren sanatsever tipidir. Yoksa interaktif sanatsever; ne sanatsevere veya ne de başka bir kimseye bir eğitmen edasıyla, bitmez tükenmez bir arzuyla ve hevesle sanat anlatan değildir. Sanatçının çalışmasını ortaya koyduğu alan ve süreci özerk bir alandır. Sanatçı bir çalışmasını ortaya koyduğu andan itibaren o çalışması sanat dünyası tarafından gözlem, inceleme ve eleştiriye açık konuma gelir. Bu aşamada sadece sanatseverin sanat üzerinden sanata yaklaşımına odaklanmaktayız. “Söyleyecek gerekçeli ve tutarlı sözünüz varsa mutlaka konuşun” dedikten sonra sanat üzerine konuşacak kişinin başlangıç düzeyinde bile olsa konuşabilmesi için bir interaktif sanatseverin bilgi düzeyine sahibi olması gerekir.

Konuya tekrar interaktif sanatsever ve sanatçı ilişkisine odaklandığımızda interaktif sanatsever sanatçının özel yaratım dünyasına giremeyeceği için, herkes gibi interaktif sanatseverlik de sanatçıya sanat adına bir şey dikte etmeye izin vermez. İnteraktif sanatseverlik kavram bir taraftan sanatsevere “İnteraktiflik” yüklerken, diğer taraftan sanatseverin sanatçıyla doğrudan interaktif ilişki kurmamasına bariyerler oluşturması büyük bir çelişki olarak görülebilir. Bunun bir çelişki değil, doğal bir gereklilik olduğunu anlayabilmek için öncelikle interaktif sanatseverin sınırını iyi tespit etmek gerekir. “Sanatçı-Sanat Eseri İlişki” sonucunda sanat ortaya konur, sanatsever bu ortaya konulanlar arasından kendine göre seçim yapar. Sanatseverlik kendine ve içe yönelik yapılan olgudur. Sanatseverin görevi sadece nitelikli sevmek olup, “Sanatçı-Sanat Eseri” üretim ilişkisi sürecinde bu sürecin doğal seyrini etkileyecek ve değiştirecek hiçbir şey yapmaması gerekir. Her ne adla olursa olsun bir sanatsever tarafından yapılan sanatçı-sanat eseri üretim ilişkisindeki doğal seyri etkilemeye yönelik bu tür çabalar gereksiz ve anlamsız olur. Sanatseverin ilk görevi önce sanatı anlamaya çalışmaktır. Bir sanatsever için bütünü görmeden tek tek sanat eseri üzerinden toplam sanata yaklaşmak mümkün değildir. Bu özellik nedeniyle interaktif sanatseverlik sanatseverlikten ayrılır. Genelde sanatseverler sanatla tek tek sanat çalışmalarıyla karşılaşır, karşılaştıklarının sayısı kadar ve bunların niteliği kadar sanatı anlamaya çalışırlar. Sanatseverler ilk dönemde çok rahat beğenilebilir ve dekoratif olanla yüz yüze gelirler. Bu tip dekoratif ve izleyici tarafından rahatlıkla beğenmesi üzerine planlanmış çalışmaların yaygınlığından bir sanatseverin ilk aşamada gerekli donanım olmadan kaçıp kurtulması çok zordur. Esas olan sanatseverce bu aşamadan kurtulmanın ve nasıl kurtulacağının araştırılmasıdır. Bu tip sanatseverlerin sanata yoğunlaşması; bir taraftan göz hafızasını geliştirmesi, göz hafızasına aldığı çalışmaların yavaş yavaş sanat tarihindeki yerinin işaretlenmesi, o aşamadaki beğenisine yavaş yavaş gerekçe oluşturması, hissettiklerinin resimle bağlantısını kuracak gerekçeleri ortaya koyması ve temposunu artırması ile mümkündür. Bu aşamada sanatsever; kolay olan sadece “Ben beğendim.” Yolunda devam ile zor olan beğenilerine gerekçe oluşturma ve beğeniyi estetik beğenmeye dönüştürme yol ayrımındadır. Bu yol; gözüyle beğenmeden ayrılıp sonunda “Estet” olmaya doğru ulaşılabilen birçok aşamaları içerir. İnteraktif sanatseverden ilk aşamalarda bir estet olmalarını beklemek haksızlık olsa da, interaktif sanatseverin kendini yukarı taşıyabilecek olanın da sadece kendisi olduğunu bilmesi ve bu süreçte elde ettiği tüm bilgileri her aşamada test edip değerlendirmesi sonucu bu yolda bireysel eğitimle ilerleyebileceğinin hissetmesi esastır.

Bu aşamada hiç kimsenin interaktif sanatseverden görsel sanatların kuramsal gelişimini akademik düzeyde ve tamamen kavramasını beklememesi gerekir. Ülkemizde sanatla uğraşanların büyük kısmının sanat ve kuram kavramlarını yan yana bile getiremediği, sanatta kuramın gerekliliğinin farkına bile varamadığı ve şiddetle karşı geldikleri ortadadır. Sanatsever içinde bulunduğu bu kaosa rağmen sanatın yetenek, malzeme vb. yanında sanatın kuramsallık da gerektirdiğinden hareketle yavaş yavaş yola koyulması gerekir. Bu yol sanat felsefesi üzerinde yürümeyi gerektirir.

İnteraktif sanatseverin işi çok zor; bir taraftan (konu resimse) görsel tasarımın temel ilkeleri ve ögeleri, malzeme-uygulama- göz hafızasına dayalı sanat tarihi birikimi, sanatın kurumsal seyri ile birlikte kendine has hissedişi oluşturması gerekir.

Düzenli sergi, müze ve fuar izlerseniz ve sosyal medya sanat sayfaları takip ederseniz Dünya’da gelmiş-geçmiş ve internete kaydedilmiş eski-yeni hemen hemen tüm resimleri inceleme şansına sahip olabilirsiniz. Bir resim dağı içinden seçme başarınız; sizin tecrübe, estetik, bilgi ve eğitilmişlik düzeyinize bağlıdır. Sanatseverin sanatseverlik düzeyinden interaktif sanatseverliğe geçiş için öncelikle göz hafızasını geliştirmesi esastır. Bir taraftan göz hafızasını geliştiren sanatsever sanat tarihi bilgisiyle görsel hafızasında bir dizin oluşturmak zorundadır. Bu arada yeni açılan sergileri izleyerek görsel hafızasının güncelliğini korumak zorunda olan interaktif sanatsever sanat tarihinde dönem ve değişimi başlatan sanatçıları görsel hafızası ile karşılıklı olarak test edip hafızasında kronolojik bir sistem oluşturmak durumunda kalacaktır.

Bu aşmadan sonra beğeni bilgi ve görsel hafızayla test edilerek estetik beğeni haline gelmektedir.

Beğenmek; iyi ve güzeli bulmak adına bireysel seçimli bir eylem olarak görünse de, beğenenin seçimi bir şekilde beğeniye sunanı olumlu veya olumsuz eleştirmektir. Başlangıçta beğenme eylemi aktif, beğenilmek ise pasif bir eylem iken, abartılı ve gerekçesiz beğenmenin sonucunda eser beğeni için ortaya koyanın üzerinde etki yaratabilir. Sosyal medyada beğenmek için “Beğendim” tuşuna basmak yeterli sayılmaktadır. Genelde bu beğeninin gerekçesi yazılmamaktadır. Gerekçe yazanların önemli kısmında ise duygu patlaması içinde olduğu gözlenebilmektedir.

Dünya sanat tarihinin harikaları yanında resme yeni başlamış ve eğitimci kalitesi sorgulanabilir yerlerden kısa bir süre kurs almış kişilerin yaptığı ve beğeni almak adına sosyal medyada paylaştıkları çoğunluğunun kopya olduğu resmini de izleyebiliyoruz.

Resimle ilgilenenleri; resim karalayanlardan ileri düzeyde resim sanatçısına kadar uzanan bir yelpazeye yerleştirebiliriz. Bu yelpazedekilerin bir kısmı resim için gerekli bilgi ve donanıma sahip değilken kendini beğeni ortamına atmaktadır, bir kısmı da yetersizliğine rağmen kendini ressamdan daha üst aşamada olan sanatçı-resim sanatçısı olarak görmektedir. Beğeniye sunanların içinde bulunduğu kaos ortada iken, beğenenlerin cephesinde durum nedir? Beğenmenin gerekçesi olmak zorundadır. Beğenme ne kadar sübjektif bir eylem ise, beğenme sonucu ortaya çıkan iyi-kötü, güzel-çirkin gibi sınıflandırmaların objektif temel üzerine oturması gerekir.

Bir çalışmanın sanat eseri sayılabilmesi için zaman ve mekân aşabilme potansiyeline sahip bulunması, özgün olması, estetik değer taşıması, yaratıcılık, duyusallık, ölçülülük, kalıcılık, hayal ve akıl gücüne dayanma, yerellik ve evrensellik özelliklerinin bulunması gerekir. Bırakalım temel resim bilgisini sadece göz görgüsü ile bakıldığında bu tür çalışmanın sanat eseri sayılmasını bir tarafa bırakalım, resim olduğu bile tartışılabilecek bir çalışmaya bu kadar övgüde bulunulmasını anlamıyorum. O çalışmayı sosyal medyada paylaşandaki özgüven ayrı bir şey, bilmediği konuda yorum yapandaki özgüven de ayrı bir şey. Ben bu özgüveni anlamıyorum.

Bu aşırı beğeni karşısındaki kimler etkilenmez, etkilenerek kendisini sanatçı ilan edenleri kim tutabilir? Konuyu sadece taraf tutmak gibi düşünenlerin yaptığı abartılı ve gerekçesiz beğeniler karşı tarafta özgüven patlaması yaparak önce kendilerine, daha sonra resim sanatına zarar verdiği ve çizmeyi aştıkları düşüncesindeyim. Konuya kavramlar açısından bakalım desek de bu abartılı yorumları yapanların ve bu yorumlarla coşanların önemli kısmının kavramları içeriğinin farkında olmadığı düşüncesindeyim.

İnteraktif Sanatsever Oluşturma:

İnteraktif sanatseverin kendi kendisini inşa etmesi esas olup, bu inşa için de uygun ortam gerekir. Bu ortam sağlanmadan bugün olduğu gibi yarın da aynı oranda interaktif sanatsever sayısıyla yola devam edeceğiz.

Dünya çapındaki araştırmalarda; her toplumda zekânın dağılımı bir çan eğrisi şeklinde olduğu, çan eğrisinin bir ucundaki %10’luk dilimi de üstün zekâlılar bulunduğu, Dünya nüfusundaki üstün zekâlı çocukların oranının da % 2,5-3 oranında olduğu görülmektedir. Gelecek dönemdeki hayatlarında sanatla ilgilenme potansiyeline sahip çocuk oranını da bu orana yakındır. Bir taraftan genel eğitim içinde çocukların sanatla ilişki kuracak zeminini hazırlarken, diğer taraftan bu potansiyeli içeren çocukları özel bir ilgiyle sisteme dahil etmek gerektiğini düşünmekteyim. Eğitim konusunda uzmanlık ve yeterli bilgimin olmaması nedeniyle bu konunun uzmanlarının katkı ve bilgilendirmesine de açığım.

İnteraktif sanatsever potansiyel havuzumuz; belirli eğitim ve kültür düzeyine gelmiş kişilerdir. İnteraktif sanatsever mevcudumuz sanatseverlerin kişisel faaliyetleri sonucunda oluşmuştur. Sanat dünyamız bu interaktif sanatseverlerin sanat dünyasına katkısının henüz farkında değildir. Galeriler ve ressamlar nitelikli sanatseverden daha çok aldığı çalışmanın niteliğinin sorgulamadan kendisinden resim satın alan resim alıcıların peşindedir. Hatta sorgulayan sanatseverden de pek hoşlanmadığını zaman zaman gözlemekteyim. Diğer taraftan; ülkemizde nitelik ve nicelik olarak yetersiz olan sanat eleştirmenlerinin yarattığı rüzgâr da interaktif sanatsever sayımızı hızla artıracak yapıda değildir. Konuya sanat dergileri açısından yaklaştığımızda durum buna yakındır. İş dönüp dolaşıp sanatseverin kendisinde odaklanmaktadır. Önce sanatsever olacak, daha sonra interaktif sanatsever olmanın gerekliliğine inanacaktır. Bu arada bu toplumun interaktif yaratabilmesi için sanat ve kültürel coğrafyasının sanata uygun olması gerekir. Bu mevcut durumda bile bir taraftan sanat dünyasının interaktif sanatseverlerin varlığının farkına varması, diğer taraftan sanatseverin kendisini yukarı çekecek interaktiflik için gerekli eğitimi hızlandırması esastır. Sanat dünyası sadece sanatçı, sanat eseri, eleştirmen galerici vb. ile oluşmaz. Nitelikli sanatseverin oluşmadığı bir sanat dünyasında sanat eseri niteliği tartışmalı kopya niteliğinde çalışmalar yüksek fiyatlara satılır, bunu yapanlar da çok satıldığı için tekrar eder durur. Yaratıcılığın ortaya konamadığı kısır döngünün nedenlerinden bir de budur.

İnteraktif sanatsever olduğunuzu nasıl fark edersiniz? Baktığınız resmi sanat tarihinde bir yere koyabiliyorsanız, yazının sonundaki sanatla ilgili tesadüf seçilen aşağıda kavramlar ve diğerleri ile konuşup yazabiliyorsanız ve resme gerekçeli açıklamalar getirebiliyorsanız bunlar sizin interaktif sanatseverlik düzeyinizi ortaya koyacaktır.

Sonuç Olarak; sanatçı gibi sanatsever de kendisini geliştirmek zorundadır. Önce iyi bir sanatsever olmak için işe bir hevesle başlayıp orada takılıp durmadan göz hafızasını, temel sanat/tasarım, sanat tarihi ve sanat kuramı bilgisini geliştirmenin yanında kişisel hissediş ortaya koyabilmek esastır. Kim bunu başarabilirse sanatseverlikten interaktif sanatseverliğe dönüşerek önce kendisi daha sonra içinde bulunduğu toplum için sanata katkı sağlayabilecek yapıya ulaşabilecektir.

Sanatsever olarak kendinizi yeterli sayıyor musunuz? Hangi sanatseverler interaktif sanatsever niteliklerine yaklaşan nitelikleriyle interaktif sanatsever olarak dikkatinizi çekmektedir?

**

Bazı Temel Sanat Kavramları:

Sanatçı: Yaratıcı, yetenekli, duygu ve hayal gücünü kullanabilen kişi.

Sanatsal yönelim: Sanatçının objeye yönelirken kullandığı yol.

Alımlayıcı: Sanat eserini değerlendirme gücüne sahip kişi.

Estetik Haz: Bir öznenin, estetik bir nesneye yaklaşması sonucu duyduğu estetik heyecan ve duygudur.

Yüce: İnsan yaratmalarının sınırlarını aşan, Şükür duygusu uyandıran şey.

Hoş: İnsan duygularını okşayan, haz veren.

Güzellik: Bir varlığı algılayanda oluşan koşulsuz hoşlanma.

Estetik tavır: Sanatla uğraşan, ondan anlayan kişinin sanat eserine karşı gösterdiği tavır veya tepki

Sanatsal obje: Sanata konu olan nesne.

Suje: Sanatla ilgilenen, sanattan anlayan kişi

Estetik yargı: Süjenin bir sanat eseri hakkında onun güzel veya hoş olduğu yönünde bir yargıda bulunmaktır.

Taklit: Sanatçının bir şeyi benzetme yoluyla eserine aktarmasıdır.

Sanat eseri: Sanatçının yaratıcılığı ile şekillenen özgün ve tek olan ürün.